October 6, 2022

Limter-İş Başkanı Saygılı: Tersaneler birer mayınlı tarla gibi – Hikmet Adal



İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun (İSG) yürürlüğe girdiği 2013’ten bugüne kadar 288 tersane ve gemi işçisi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Sadece 2022 başından bu yana geçen 34 haftalık süreçte ise 26 tersane ve gemi işçisi öldü.

Sayılar İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG). Tersanelerde yaşanan iş cinayetlerine son örnekse 17 Ağustos’ta Yalova Sefine Tersanesi’nde hayatını kaybeden 19 yaşındaki Yasin Demirdağ. Urfa’dan çalışmaya gelen bir gençti. Yüksekten düşerek hayatını kaybetti.

Sonrasında Limter-İş’in yayımladığı videoya göre tersane iş güvenliği önlemlerini almamıştı. Hatta iddiaya göre tersanenin iş güvenliği uzmanı cinayet sonrasında Demirdağ’ın cansız bedenine emniyet kemeri giydirmeye çalıştı.

TIKLAYIN – Tersanede iş cinayeti: Ölen işçiye emniyet kemeri takılmaya çalışıldı

“2000’lerde Tuzla’da da yaşadık”

bianet’e konuşan Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı, ölen işçide emniyet kemeri olup olmadığı tartışmasının gereksiz olduğunu belirterek “Yasin yüksekten düşmüş mü? Düşmüş. Gerekli iş güvenliği tedbirleri alınmış olsaydı bu arkadaşımız yüksekten düşer miydi? Düşmezdi.” diye konuştu.

“Zaten iş güvenliği demek riski ortadan kaldırmak, kazaya giden yolu kapatmak demek. İşçi hata yapmış olsa da işçinin hatasını kapatmak için bu tedbirler var. Önlemler bunun için alınıyor” dedi.

Benzer süreçleri 2000’li yıllarda Tuzla tersanelerinde yaşadıklarını söyleyen Saygılı, o günlerden bu günlere tek farkın ölen işçinin üstüne gazete kağıdı atılmaması olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

“Yüksekten düşen, yaşamını yitiren arkadaşlarımıza savcı gelmeden önce eksiklikleri tamamlamak için görevlinin, işçinin kafasına baret, ayaklarına demir uçlu ayakkabı, beline de emniyet kemeri taktığı zamanlara şahit olduk. Yani Yasin Demirdağ örneği ilk değil.

“Savcı gelmeden önce tüm eksiklikleri gidererek ‘Bizde suç yok. İşletmemizde suç yok. Her türlü önlem alınıyor. Burada işçi suçlu’ gibi durum geliştiriyorlardı. Arkasından da gidip ölen işçinin ailesiyle görüşüp kan parasıyla ailenin şikayetçi olmasını önlüyorlardı. Bugün tıpkısının aynısını Yalova tersanelerinde yaşıyoruz.”

“İşveren, iş güvenliğini gereksiz masraf olarak görüyor”

27-28 Şubat ve 16 Haziran 2008 grevleri sonrası Tuzla tersanelerinde ciddi önlemler alınmaya başladığını dile getiren Saygılı ancak Yalova’daki Altınova tersanelerinin gözden ırak bir yer olduğunu, sendikalılaşamama ve örgütsüzlük nedeniyle de yaşanan iş cinayetlerinin ve yaralanmaların üstünün kapatıldığını anlattı.

Örgütsüzlük durumunu tersane patronlarının fırsata çevirdiğini kaybeden Saygılı şunları söyledi:

“Tersanelerde iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını biliyoruz. Çünkü patronlar iş güvenliğini maliyeti arttıran, gereksiz masraf olarak görüyorlar. Dolayısıyla sendikanın girmediği yere Azrail giriyor.

“Oralar bir mayınlı tarla gibi. Yaşamak bir tesadüf. Bir uzvunu kaybetmemişse çalışan tesadüfen kaybetmemiştir. Hemen her tersanede İSG uzmanı var ancak görevini yapıyor. Devlet İSG uzmanına yetkiyi vermiş ama sorumluluk vermemiş. İşyeri eksiklikleri gidermede bir şey yapmıyorsa İSG uzmanı ne yapabilecek?

“Ekonomik kriz koşulları”

“Kaldı ki ekonomik kriz koşullarındayız. İşçiler çalışmak zorundalar. Verilenle yetinmek zorundalar. Diğer tarafta tersane patronlarının eli çok güçlü. Siyasal iktidar tarafından da ciddi bir şekilde destekleniyorlar. Zaten güçlerini de oradan alıyorlar.

“Bir nevi krizi fırsata çevirdiler. İş güvenliğinden kaçınıyorlar, işçi sağlığından kaçınıyorlar, sendikal örgütlenmenin önünü kapatıyorlar. Böyle bir durumda, iş cinayetlerindeki sayının artmaması kaçınılmaz.

“Neredeyse haftada bir tersanalerden ve gemilerden iş ciyayeti haberi alıyoruz. Örgütsüzlük hem emeği, hem emeğin değerini, hem de canımızı ucuzlatıyor. Bizim örgütlenmeden mücadele etmekten başka şansımız yok.”

(HA)



Apsny News

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: