October 5, 2022

KAYY-DER: “Kültürümüze, doğamıza, hayvanlarımıza sahip çıkmak için varız” – Tuğçe Yılmaz


Kiğı-Karakoçan-Adaklı-Yayladere-Yedisu İlçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER) 1990 yılında Kadıköy’de kuruldu.

Yayladereliler’in yoğun olarak yaşadığı bir ilçe olduğu için Kadıköy’de kurulan derneğin tabelasında dördü Bingöl’e, biri Elazığ’a bağlı beş ilçenin adı var.

Kürtçe eğitim kurslarından, Kürt Böreği Festivali’ne, Kiğı’daki maden ocağının kapatılması eyleminden, yasa dışı avcılık faaliyetleri nedeniyle öldürülen hayvanların haklarını savunmaya dek pek çok alanda çalışma yürüten KAYY-DER, derneğin Eş Başkanı Ahmet Tüzün’ün deyimiyle “Bir tabela derneği değil”.

KAYY-DER’i ve faaliyetlerini yakından tanımak için sözü Ahmet Tüzün‘e bırakıyoruz.

Bingöl ilçelerinin yanı sıra derneğin isminde Elazığ’a bağlı Karakoçan da var. Neden?

Peri Vadisi dediğimiz bölge Peri Suyu etrafında konuşlanan ve Bingöl’ün kuzey ilçelerini kapsayan bir alan. Bu yüzden aslında resmî olarak Elazığ’a bağlı olan Karakoçan da var. Aynı dili konuştuğumuz, aynı kültürü yaşadığımız bir yer Karakoçan da. 1996’da Karakoçan’ı da kattık derneğin açılımına ve hatta Karakoçan’da da bir KAYY-DER şubesi de kurduk. Daha sonra şubeyi kapatsak da Karakoçan’la bütün ilişkilerimiz devam ediyor.

Derneğin faaliyetlerinden bahsedebilir misiniz?

KAYY-DER sadece tabelası olan ve insanların zihninde şekillendiği haliyle oyun oynanan, taziyelerde açılan bir dernek değil. Ekolojik sorunlardan tutun da anadilde eğitim sorununa dek pek çok çalışmaya imza atıyoruz. Aktif olarak çalışan bazı üyelerimizle birlikte son olarak Kiğı’ya gittik örneğin, maden ocağı çalışmasına dur demek için. Maden ocağı çalışması öncelikli gündemlerimizden biri, çünkü bizim coğrafyamız da tıpkı Dersim coğrafyası gibi. Birçok endemik türü bünyesinde barındırıyor, kentimizde yaşayan yaban hayvanları da Dersim’dekilerle aynı. Ancak bizim sesimiz Dersim halkı kadar duyulmuyor ya da daha doğrusu bizim sesimiz onlar kadar çıkmıyor. Özellikle Peri Vadisi çevresinde yaban hayatı tehdit eden avcılık faaliyetine sınırlandırma getirilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Avcılık faaliyetlerini bir tür turizm faaliyeti gibi sürdüren organizatörler var. Organizatörlere ihale ediliyor bu turlar. Yurt dışından gelenler var hatta, gözlerini kırpmadan hayvanlarımızı öldürüp gidiyorlar.


2. Kürt Böreği Festivali’nden bir kare. Kaynak: Bingöl Haberci.

Bingöl’de şu an kurulu dokuz Hidroelektrik Enerji Santrali (HES) var. Burada da inisiyatif alarak buradaki köylerin baraj suları altında kalmasıyla ilgili, yapılaşma sorunu ile ilgili mücadele ettik. Yine aynı şekilde ağaç kesimlerini, ağaç kesimlerini ve orman yangınlarını gündeme getirdik. Bölgedeki orman yangınlarının pek çok dinamiği var çünkü ve hepsi politik. Üyelerimizle birlikte bunu bölgede yaşayan herkese anlatmaya çalıştık. Ağaç kesimleri konusunda, üyesi olduğumuz Peri Vadisi Çevre Platformu ile birlikte basın açıklamaları düzenledik. Ancak devletin yoğun politikalarının altında hepimiz biraz ezildik, bu durum herkese olduğu gibi bize de yansıdı. 

Politik olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

KAYY-DER, hangi parti iktidara gelirse gelsin her zaman muhalif bir hat çizdi. Öyle ki, düşüncesinde, gönlünde bir parti varsa bile, o geldiğinde ona da muhalif olur. Çünkü hep doğrudan yanadır. Kadınlar için eşit temsiliyet sağlamaya çalışır. Bu yüzden eş başkanlık sistemine geçen ilk derneklerden biridir. Bizi köy derneği olarak gördükleri için eş başkanımızla bir etkinliğe gidince şaşırıyorlar. Çünkü hâlâ böyle geleneksel bir anlayış var. Ama biz mahpus yakınlarının Adalet Nöbeti’ne de katılıyoruz, İnsan Hakları Derneği’ni de (İHD) ziyaret ediyoruz.


KAYY-DER Eş Başkanı Ahmet Tüzün.

Köyümüzde öldürülen ya da ihmalden ölen hayvanlarla da ilgileniyoruz, kesilen ağaçlarımız, katledilen doğamızla da. Örneğin geçen hafta köylerde toplu hayvan ölümleri yaşandı. Köylüler, yetkililerin ilgilenmeyeceğini bildiği için derneğimizi de aradılar. Sosyal medyada bunu gündeme getirmeye çalıştık. Bir-iki yerde haberi de çıktı ve Bingöl Tarım İl Müdürlüğü sonrasında bu ölümlerin şarbondan kaynaklandığını söylemek zorunda kaldı. Ancak geç kalınmış olmasından korkuyoruz çünkü köylüler bu hayvanlardan süt almış, peynirlerini yapmış ve bunları tüketmişler. Elbette biz bu sürecin de takipçisi olacağız. Çünkü ne diyorlar ona? Sadece tabela derneği değiliz.

Bu gelişmeleri duyurmak için farklı bir yöntem izlediniz mi peki?

Elbette. Halkın somut olarak görebileceği bir şekilde bu sorunları anlatmaya çalıştık. Ekolojik kıyımlardan bahsedince bu sorunlar biraz daha uzun erimli algılandığı için, insanlar “Bana dokunana kadar ben de uzak durayım,” diyebiliyor. Ama örneğin balımız bizim için çok kıymetli ve aslında dünya genelinde de meşhur. Birçok insanımız bal üreticiliği yapıyor. Maden aramaları, ağaç kesimleri doğrudan ekosistemi bozan faaliyetler olduğu için bunların başta balımızı, hayvanlarımızı, havamızı, suyumuzu nasıl etkileyeceğini anlatmaya çalıştık. Hâlâ da anlatmaya devam ediyoruz. İnsanlarımızın da bu bilince bir an evvel varması ve bunun mücadelesini veren derneklere sahip çıkması gerekiyor.


Meşhur Bingöl balı. Kaynak: Anadolu Ajansı.

Şu anda yaz sezonundayız ama dönem başladığında şöyle çalışmalarımız oluyor. Öğrencilerimiz var, gelip burada Kürtçe eğitim alabiliyorlar. Erbane ve bağlama kursumuz; semah, folklor ve tiyatro eğitimlerimiz var. Alternatif futbol turnuvaları düzenliyoruz. Bir kadın müzik grubumuz var. Köyde çeşme başında söylenen stranları burada söyleyip yeni kuşağa da bu stranları aktarıyorlar. Bu, kültürel açıdan bizim için çok kıymetli. Epey revaçtalar da, televizyonlardan özel çağrı alıyoruz bu konuda. Profesyonel değiliz ama kültürümüzü tanıtmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. En son 29 Mayıs’ta yaptığımız 5. Kürt Böreği Festivali’nde tamamen kendi emeklerimizle ortaya çıkardığımız etkinliklere yer verdik.


Tutuklu HDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in KAYY-DER’e gönderdiği mektup.

Kürt Böreği Festivali’nin önemi nedir? Ya da Kürt böreğinin? Biraz bahsedebilir misiniz?

Kürt Böreği Festivali’ni yapmaya ilk olarak 2016’da başladık. Bazılarına önemsiz görünebilir; ancak Kürt böreğine “küt” ya da “hamal” böreği denmesi bizim açımızdan politik bir sorun. Börek isminde dahi faşizan bir duruş sergilemenin bir anlamı yok. Kürt böreğinin tarihi de bizim için son derece kıymetli. Kürt böreğinin mucidi, Bingöl Kiğı ilçesi Bilêce köyünde 1863 yılında doğan Mehmet Efendi’dir (Rengo Mehmet). Mehmet Efendi 1885’de köyünden çıkar ve yürüyerek Trabzon’a kadar gider. Uzun bir bekleyişten sonra yük gemisiyle İstanbul’a varır.


Kürt böreğinin mucidi Rengo Mehmet.

Unkapanı’nda yük kosterlerinde çalışmaya başlasa da zamanla yük indirme ve bindirme işinin yerini, çalışma arkadaşlarına öğle yemeği hazırlaması alır. Aslında “parğaç” dediğimiz çöreği geliştirerek, Kürt böreğine dönüştürür. Zamanla siparişlere yetişemez ve taş bir fırın kiralar. Daha sonra “tevla” adı verilen el arabalarında satış yapmaya başlar. I. Dünya Savaşı’ndaki yağ ve un kıtlığı nedeniyle işlerine ara verse de daha sonra Unkapanı’nda bir fırın daha açar. Mucidi Kürt olduğu için “Kürt’ün böreği, Kürt’ün yaptığı börekten alalım” diye diye ismi “Kürt böreği” olur. 12 Eylül darbesinden sonra “Kürt” kelimesinin ve Kürtler’in üzerindeki yoğun baskıdan dolayı başka isimlerle çağrılmaya başlanır. Böreğin tarihi işte bu kadar politiktir. Biz de festivalde bu hafızayı canlandırmaya çalışıyoruz. 


Kürt böreği.

Gağan Gecesi

Kültürümüzü yaşatmak ve genç nesillere öğretmek için düzenlediğimiz etkinliklerden biri de Gağan Gecesi. Bunu yılbaşı eğlencesi gibi düşünebilirsiniz. “Khal Gağan” olarak bilinen bu ritüel ile yeni yıl karşılanır. Khal, yaşlı ya da bilge anlamına gelir. Khalın yanında evlendiği kadın ve bir de koruması olur. Üçü ya da daha fazla insan, ev ev gezip erzak toplar ve topladıklarını daha sonra yoksullara dağıtırlar. Birlikte yer, birlikte içerler.


Geleneksel Gağan ritüelinden bir kare. Kaynak: Özgür Dersim.

Manevi olarak dayanışmayı örgütleyen, arınma ve yeni bir yıla, yeni bir yaşama işaret eden bir ritüeldir bu. Yıl boyunca elde edilen hasat kutlanır, paylaşılır ve gelecek yıl hasadının müjdesi verilir. Biz bu gece için de “zilfet” hazırlıyoruz. Ekmek, tereyağı ve yoğurt (ayran) ile yapılan bir yemek zilfet. Bu sene de düzenleyeceğiz Gağan Gecesi etkinliğimizi. Üye olan, olmayan, bizimle dayanışmak ve kültürümüzü öğrenmek isteyen herkese de kapımız açık.

(TY)



Apsny News

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: