December 2, 2022

AB: “İnsan hakları demokrasi ve hukuk işlemiyor”; Ankara: “Ahde vefa bu mu?”



Fotoğraf: Avrupa Komsiyonu/EU Commission

Bugün yayınlanan AB-Türkiye 2022 Raporunda Türkiye’ye yönelik olarak adaylık kriterleri bağlamında getirilen eleştiriler Dışişleri Bakanlığınca tepkiyle karşılandı.

Haklar ve özgürlüklerde gerileme 
ekonomik ve finansal kurumlarda
nispeten olumlu gelişme

Raporun Temel Bulguları arasında “Türkiye’nin demokratik kurumlarının işleyişinde ciddi eksiklikler” bulunduğu, Avrupa Konseyi ve organlarının tavsiyelerinin yerine getirilmediği, “etkili bir kuvvetler ayrımı mekanizmasının bulunmadığı”, seçimler dışında etkili bir hesap verebilirlik mekanizmasının olmadığı, yerel yönetimler üzerinde baskıların sürdüğü, kayyum uygulamasının devam ettiği, “terörle mücadele” gerekçesiyle özgürlüklerin kısıtlandığı, [Kürt Meselesinde] barışçıl ve sürdürülebilir bir süreç konusunda bir gelişme olmadığı, yargı bağımsızlığı, yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadele konusunda ilerleme sağlanamadığı, insan hakları, ifade özgürlüğü AİHM kararlarının uygulanmasında yargının işleyişinin iyileşmesinde ilerleme olmadığı; Ankara’nın “izlediği tek taraflı dış politika dolayısıyla, özellikle Suriye ve Irak’taki askerî eylemleri ve AB’nin Rusya’ya yönelik kısıtlayıcı tedbirlerine uyum sağlamaması nedeniyle, Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (ODGP) kapsamındaki AB öncelikleriyle çelişmeye devam etttiği, dış ve güvenlik politikasına ilişkin pozisyonlar konusunda AB’ye %7 gibi çok düşük bir oranda uyum sağladığı” ileri sürüldü. Türkiye”nin aday üyelik sürecindeki performansı kuvvetle eleştirildi. 

Daha çok, ekonomi, piyasa ilişkileri finansal süreçler konusunda (Maastricht kriterleri) nispeten olumlu ifadeler içeren raporun demokrasi insan hakları ve hukuk devleti alanlarında (Kopenhag kriterlerini) Ankara’nın AB normlarına yaklaşmak bir yana gerilemekte olduğuna ilişkin tespitleri Dışişleri Bakanlığının tepkisiyle karşılaştı. 

Dışişleri Bakanlığı: “İddiaları reddediyoruz”

Dışişleri Bakanlığı raporun açıklanmasından kısa süre sonra yaptığı yazılı açıklamada “Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun bugün yayınladığı 2022 yılı Türkiye Raporu”yla  “AB’nin ülkemize yönelik stratejik bakış açısından uzak ve vizyonsuz yaklaşımını bir kez daha gözler önüne ser[diğini]” ileri sürdü.

Raporda “Aday ülke Türkiye’ye karşı sorumlulukların göz ardı edildiği ve çifte standartlı bir yaklaşımın sergilendiği” ve “özellikle siyasi kriterler ile Yargı ve Temel Haklar faslındaki mesnetsiz iddiaları ve haksız eleştirileri[n] kabul [edilmediği] açıklandı.

Dışişleri Bakanlığı, “Müzakere fasılları önündeki siyasi engelleri kaldırmayan AB’nin, siyasal sistemimize, siyasetçi ve yöneticilerimize, ülkemizdeki temel hak ve özgürlükler ile bazı yargı kararlarına ve terörle mücadelemize yönelik haksız iddialarını tümüyle redde[ttiğini]”açıkladı.

“Ege, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz değerlendirmeleri
Rum/Yunan görüşlerini yansıtıyor”

Raporun Doğu Akdeniz, Ege ve Kıbrıs konularındaki bölümlerinin her zamanki gibi, Rum/Yunan ikilisinin hukuk dışı ve maksimalist görüşlerini yansıtması, raporda Kıbrıs Türklerinin yok sayılması ve ülkemiz ile KKTC’nin görüşlerine hiçbir şekilde yer verilmemesi ise raporun kimlerin çıkarlarını gözeterek kaleme alındığını açıkça ortaya koymaktadır. AB’nin deniz yetki alanlarının belirlenmesinde uluslararası bir yargı organı olmadığını tekrar hatırlatıyoruz. AB’nin bu şekilde hareket etmesi hem kendi müktesebatına hem de uluslararası hukuka aykırıdır.

“Rusya’ya yönelik yaptırımlara
katılmamamızın eleştirilmesi garabettir”

Bakanlık açıklamasında  “Rusya-Ukrayna savaşı çerçevesinde AB’nin uyguladığı yaptırımlara katılmaması nedeniyle eleştirilmesini  de ayrı bir garabet” olarak niteledi. Yaptırımlara katılma yönünde “ülkemizin, herhangi bir yükümlülüğü bulunma[dığını]” ifade eden açıklama “Ukrayna’dan tahıl ihracatının ve savaşan taraflar arasındaki esir takasının ancak Türkiye’nin ilkeli yaklaşımı sayesinde gerçekleşebildiğini bir kez daha vurguladı.” 

“İhtiyaç olduğunda kapısı
çalınacak üçüncü ülke değiliz”

Bakanlık açıklaması şu ifadelerle son buldu “AB mevcut jeopolitik sınamaları dikkate alarak, Türkiye’yi ihtiyacı olduğunda kapısını çalabileceği üçüncü bir ülke olarak değil, müzakere eden bir aday ülke olarak görmeli ve ahde vefa ilkesinin gereklerini yerine getirmelidir. AB’nin raporları, ancak böyle bir yaklaşım benimsendiğinde, tarafımızca ciddiye alınacaktır.”

*                     *                     *

AB Türkiye Temsilciliği resmi internet sayfasında hem 2022 Raporunun tamamının hem de “2022 Türkiye Raporunun Temel Bulguları”nın 
Türkçe çevirisini yayınladı. 

“2022 Türkiye Raporunun Temel Bulguları”

Türkiye’nin demokratik kurumlarının işleyişinde ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Rapor döneminde, demokratik gerileme devam etmiştir. Cumhurbaşkanlığı sisteminin yapısal eksiklikleri devam etmektedir. Avrupa Konseyi ve organlarının kilit öneme sahip tavsiyeleri henüz yerine getirilmemiştir. Meclis, hükûmetin hesap verebilirliğini sağlayacak gerekli araçlardan yoksun olmaya devam etmektedir. Anayasal mimari; yasama, yürütme ve yargı arasında sağlam ve etkili bir kuvvetler ayrılığı temin etmeden yetkileri Cumhurbaşkanlığında merkezileştirmeye devam etmiştir. Etkili bir denge ve denetleme mekanizması bulunmaması nedeniyle, yürütmenin demokratik hesap verebilirliği seçimlerle sınırlı kalmaktadır.

Olağanüstü hâl Temmuz 2018’de kaldırılmış olmasına rağmen, hükûmet yetkililerine sıra dışı yetkiler veren ve olağanüstü hâl kapsamındaki birçok kısıtlayıcı uygulamayı muhafaza eden bazı yasal hükümler mevzuata dâhil olmaya devam etmiştir. Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu, olağanüstü hâl kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararname ile ihraç edilen devlet memurları ile ilgili birikmiş dosyaların incelemesini henüz tamamlamamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Temmuz 2021’de, olağanüstü hâlin bazı kısıtlayıcı uygulamalarının süresini bir yıl daha uzatan bir kanunu kabul etmiştir.

Venedik Komisyonu tavsiyeleri: Yargı, terörle ilgili suç iddialarına dayanarak muhalefet partilerinin milletvekillerini sistematik bir şekilde hedef almaya devam etmiştir. Seçimler ve siyasi partilere ilişkin yasal çerçeve sorun olmaya devam etmektedir. Seçim barajı %10’dan %7’ye düşürülmüştür. Türkiye, AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisinin ve Venedik Komisyonunun geri kalan tavsiyelerini henüz ele almamıştır.

Güneydoğu: İktidardaki koalisyon hükûmetinin muhalefet partilerinden belediye başkanları üzerindeki baskısı, yerel demokrasiyi daha da zayıflatmıştır. Muhalefet partilerinin belediye başkanları, idari ve adli soruşturmalarla karşı karşıya kalmıştır. Güneydoğu’da yerel demokrasi ciddi şekilde engellenmeye devam etmiştir. Güneydoğu’da, zorla görevden alınan belediye başkanlarının yerine hükûmet tarafından atanmış kayyumlar getirilmesine devam edilmiştir.

Güneydoğu’daki durum hâlâ oldukça endişe vericidir. Ekim 2021’de Türkiye Büyük Millet Meclisi, ordunun Suriye ve Irak’ta sınır ötesi terörle mücadele operasyonları yürütme yetkisini iki yıl daha uzatmıştır. Türkiye hükûmeti, Irak ve Suriye’de askerî operasyonlar ile ulusal ve sınır ötesi güvenlik operasyonları gerçekleştirmeye devam etmiştir. AB’nin terör eylemlerine karışan kişi, grup ve kuruluşlar listesinde yer almaya devam eden Kürdistan İşçi Partisi (PKK) tarafından tekrarlanan terör eylemleri nedeniyle sınır bölgelerindeki güvenlik koşulları tehlikeli olmaya devam etmiştir. AB, PKK saldırılarını açık şekilde kınamış ve mağdurların aileleri ile dayanışma içinde olduğunu ifade etmiştir. Terörle mücadele hükûmetin meşru hakkı olmakla birlikte, bu mücadelenin, insan haklarına, hukukun üstünlüğüne ve temel özgürlüklere riayet edilerek yürütülmesi esastır. Terörle mücadele tedbirlerinin orantılı olması gerekmektedir. Barışçıl ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşmak için güvenilir bir siyasi sürecin yeniden başlatılması konusunda herhangi bir gelişme kaydedilmemiştir.

Sivil topluma ilişkin konularda, ciddi gerileme devam etmiştir. Sivil toplum kuruluşları artan baskıyla karşı karşıya kalmış ve ifade, örgütlenme ve toplanma özgürlüklerinin kısıtlanmasıyla özgür hareket etme alanı azalmaya devam etmiştir. Kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesine ilişkin yeni kanun, sivil toplum kuruluşlarına ek kısıtlamalar getirmiştir.

Güvenlik güçlerinin sivil denetimi konsolide edilmemiştir. Asker, polis ve istihbarat birimlerinin hesap verebilirliği çok sınırlı kalmıştır. Güvenlik kurumlarının meclis tarafından denetiminin güçlendirilmesi gerekmektedir. Temmuz ayında Meclis, Genelkurmay Başkanı’nın emeklilik yaşını 67’den 72’ye çıkararak mevcut Genelkurmay Başkanı’nın bir yıl daha görev yapmasına olanak sağlarken, hava ve deniz kuvvetleri komutanları emekliye ayrılmıştır.

Kamu yönetimi reformu: Türkiye, kamu yönetimi reformu alanında belirli düzeyde/kısmen hazırlıklıdır. Rapor döneminde ilerleme kaydedilmemiştir. Ülke, kamu yönetimi ve kamu mali yönetimine ilişkin kapsamlı bir reform gündemine sahip olmamaya devam etmektedir ve hükûmet, kamu yönetimi alanında kapsamlı bir reform başlatmamıştır. İdarenin hesap verebilirliği yetersizdir ve insan kaynakları yönetiminin iyileştirilmesi gerekmektedir. Politika oluşturma süreci, kanıta dayalı yöntemlerden ve katılımcı mekanizmalardan yoksundur. İdarenin siyasileşmesi devam etmiştir. Kadınların kamu hizmetindeki yönetici pozisyonlarında temsil oranı düşük kalmıştır.

Yargı: Türkiye’deki yargı sistemine ilişkin hazırlıklar erken aşamadadır. 2016’dan bu yana gözlemlenen ciddi gerileme rapor döneminde devam etmiştir. Özellikle, sistemsel olarak yargı bağımsızlığı eksikliği ve hâkim ve savcılar üzerindeki usule aykırı baskıya ilişkin olmak üzere endişeler devam etmiştir. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının reddedilmesiyle bağlantılı olarak, yargının uluslararası standartlara ve Avrupa standartlarına bağlılığına ilişkin endişeler artmıştır. 2021 insan hakları eylem planı ve 2019 yargı reformu stratejisinin uygulanmasına devam edilmiştir. Ancak her iki belge de Türk yargısındaki önemli eksiklikleri ele almakta başarısız olmuş ve ülkenin yargı sisteminin genel işleyişinde önemli iyileştirmeler yapılmasına yönelik bir plan içermemiştir. Birçoğu beraat etmiş olmasına rağmen, darbe girişiminin ardından görevden alınan hâkim veya savcıların sadece 515’i görevlerine iade edilmiştir. Hâkim ve savcıların mesleğe alınmasında ve terfisinde nesnel, liyakate dayalı, yeknesak ve önceden belirlenmiş kriterlerin bulunmaması hâlâ endişe kaynağıdır.

Yolsuzlukla mücadele: Türkiye, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin hazırlıklarda halen erken aşamadadır ve rapor döneminde ilerleme kaydedilmemiştir. Ülke, uluslararası yükümlülüklerinin gereği olan yolsuzlukla mücadele birimlerini kurmamıştır. Yolsuzluk davalarının kovuşturulması ve karara bağlanmasında siyasi ve usule aykırı nüfuz kullanımının sınırlandırılması için yasal çerçevenin ve kurumsal yapının iyileştirilmesi gerekmektedir. Kamu kurumlarının hesap verebilirliği ve şeffaflığının iyileştirilmesi gerekmektedir. Yolsuzlukla mücadele stratejisi ve eylem planının olmaması, yolsuzlukla kararlı bir şekilde mücadele etme iradesinin bulunmadığını göstermiştir. Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubunun (GRECO) tavsiyelerinin birçoğu henüz yerine getirilmemiştir. Genel olarak, yolsuzluk hâlâ yaygındır ve endişe kaynağı olmaya devam etmektedir.

Örgütlü suçlarla mücadele: Türkiye, örgütlü suçlarla mücadele alanında belirli düzeyde hazırlıklıdır ancak genel olarak sınırlı ilerleme kaydedilmiştir. Türk veri koruma mevzuatı henüz AB müktesebatıyla uyumlu olmadığından, Europol ile ağır suçlar ve terörizmle mücadeleden sorumlu Türk makamları arasında kişisel verilerin değişimine ilişkin uluslararası bir anlaşmanın tamamlanması hâlâ beklemededir. Kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadeleyi düzenleyen yasal çerçevenin; Mali Eylem Görev Gücü(FATF) ve Venedik Komisyonunun, Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun hakkındaki tavsiyeleri doğrultusunda iyileştirilmesi gerekmektedir.

İnsan hakları ve temel haklar alanlarındaki kötüleşme devam etmiştir. Olağanüstü hâl sırasında getirilen tedbirlerin birçoğu hâlâ yürürlüktedir. Yasal çerçeve, insan haklarına ve temel haklara riayet edilmesine ilişkin genel güvenceleri içermektedir, ancak mevzuatın ve uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ile uyumlu hâle getirilmesi gerekmektedir. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Türkiye’nin insan haklarına, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne riayet edip etmediğini izlemeye devam etmiştir. Türkiye’nin özellikle Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala davalarında AİHM kararlarını uygulamayı reddetmekte ısrar etmesi, yargının uluslararası standartlara ve Avrupa standartlarına bağlılığı ve Türkiye’nin hukukun üstünlüğünü ve temel haklara saygı gösterilmesini güçlendirme taahhüdü hakkında ciddi endişeye sebep olmaktadır. Avrupa Konseyi tarafından Kavala davası kararının uygulanmaması nedeniyle Şubat 2022’de Türkiye aleyhine başlatılan ihlal prosedürü, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olarak taahhüt ettiği insan hakları ve temel özgürlükler standartlarından uzaklaştığının bir başka göstergesi olmuştur. Temmuz ayında Mahkeme, Türkiye’nin Kavala davasına ilişkin 2019 tarihli AİHM kararını uygulamadığına hükmetmiştir.

2021’de kabul edilen insan hakları eylem planı uygulanmaya devam etmiştir, ancak bu plan kritik konuları ele almamaktadır ve genel insan hakları durumunda bir iyileşmeye yol açmamıştır.

İfade özgürlüğü alanında son yıllarda gözlenen ciddi gerileme devam etmiştir. Millî güvenlik ve terörle mücadeleye ilişkin ceza kanunları uygulanması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası standartları ihlal etmeye ve AİHM içtihadından uzaklaşmaya devam etmiştir. Devlet kurumları tarafından uygulanan kısıtlayıcı tedbirler ve adli ve idari yollarla artan baskı, ifade özgürlüğünün kullanılmasını baltalamaya devam etmiştir. Gazeteciler, insan hakları savunucuları, avukatlar, yazarlar, muhalif politikacılar, öğrenciler, sanatçılar ve sosyal medya kullanıcılarına karşı açılan ceza davaları ve mahkumiyetler devam etmiştir.

Toplanma ve örgütlenme özgürlüğü konusunda daha fazla gerileme meydana gelmiştir. Barışçıl gösterilerde mükerrer yasaklar, orantısız güç kullanımı ve müdahaleler ve terörle bağlantılı faaliyetler veya gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet suçlamasıyla göstericilere yönelik soruşturmalar, davalar ve idari para cezaları söz konusu olmuştur.

En dezavantajlı grupların ve azınlık mensuplarının haklarının daha iyi korunması gerekmektedir. Roman vatandaşlar, kayıtlı işlerden büyük ölçüde dışlanmıştır ve bu vatandaşların yaşam koşulları ciddi şekilde kötüleşmiştir. Azınlıklara (özellikle lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, interseks ve queer (LGBTIQ) bireylere yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, ayrımcılık ve nefret söylemi hâlâ ciddi bir endişe konusudur.

 Göç ve iltica: Türkiye, göç ve iltica politikası alanında bazı ilerlemeler kaydetmiştir. AB-Türkiye Mutabakatı, AB ile Türkiye arasındaki iş birliğinin ana çerçevesi olmaya devam etmiş ve AB’nin göç konusunda Türkiye ile temasları yoğunlaşmıştır. İran ile kara sınırının gözetimi ve korunmasına yönelik kapasitenin daha da güçlendirilmesi konusunda bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. AB-Türkiye Mutabakatı kapsamında düzensiz göçmenlerin Yunan adalarından iadeleri, Mart 2020’den bu yana olduğu gibi askıya alınmaya devam etmiştir. 2021’de, 2020’ye kıyasla çoğu rotada geçiş yapan düzensiz göçmenlerin sayısı artmıştır. Bu artış kısmen, COVID-19 pandemisini kontrol altına almak için 2020 yılında bölge ülkeleri tarafından alınan tedbirlerin kaldırılmasından kaynaklanıyor olabilmektedir. Her ne kadar Yunanistan’a düzensiz geçişlerin sayısı COVID öncesi rakamlara kıyasla azalmış olsa da İtalya’ya ve Kıbrıs’ın hükûmet kontrolü altındaki bölgelerine düzensiz geçişler son yıl içerisinde önemli ölçüde artmış ve yeni kaçakçılık yolları tesis edilmiştir. Türkiye, Ekim 2017’de yürürlüğe girmiş olan AB-Türkiye Geri Kabul Anlaşması’nın üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin hükümlerini hâlâ uygulamamaktadır. Genel olarak, Türkiye ve Yunanistan arasındaki yasa dışı sınır geçişlerinin sayısı, AB-Türkiye Mutabakatı’nın kabul edildiği tarihten öncesine kıyasla, kayda değer şekilde düşük kalmıştır.

Türkiye, dünyadaki en büyük mülteci nüfuslarından birine ev sahipliği yapmak ve onların ihtiyaçlarını karşılamak için önemli çabalar sarf etmeye devam etmiştir. Mülteciler için AB Mali Yardım Programı kapsamındaki 6 milyar Avroluk operasyonel bütçenin 4,7 milyar Avrodan fazlası Haziran 2022 itibariyle kullandırılmıştır. Mültecilerin ülkede kalış sürelerinin uzamasına ilişkin olarak etkin entegrasyon tedbirleri alınması gerekmektedir. Göçmenlerin ve mültecilerin halk sağlığına erişimleri artırılmalıdır. Vize serbestisinin kalan kriterleri yerine getirilmemiştir. Türkiye’nin hâlen vize politikasına ilişkin mevzuatını AB müktesebatı ile daha fazla uyumlaştırması gerekmektedir.

Dış politika Türkiye’nin tek taraflı dış politikası, özellikle Suriye ve Irak’taki askerî eylemleri ve AB’nin Rusya’ya yönelik kısıtlayıcı tedbirlerine uyum sağlamaması nedeniyle, Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (ODGP) kapsamındaki AB öncelikleriyle çelişmeye devam etmiştir. Türkiye, dış ve güvenlik politikasına ilişkin pozisyonlar konusunda AB’ye %7 gibi çok düşük bir oranda uyum sağlamıştır (Ağustos 2022 itibarıyla). Yabancı savaşçıların bölgede konuşlandırılması da dâhil olmak üzere Türkiye’nin, Libya’daki askerî desteği, IRINI Harekatı’na yönelik süreklilik taşıyan eleştirileri ve Harekatla iş birliğinde bulunmaması, AB’nin, BM silah ambargosunun uygulanmasına etkili bir şekilde katkıda bulunmasına zarar vermektedir ve Libya konusunda çelişen yaklaşımlara yol açmıştır. Türkiye, Suriye kriziyle ilgili olarak kritik öneme sahip bir aktör olmaya devam etmekte ve AB ile istikrarlı ve müreffeh bir Suriye görme hedefini paylaşmaktadır. Ancak askerî birlikleri bölgede ve Suriye’nin kuzeyindeki diğer bölgelerde önemli bir varlık göstermeye devam etmiştir. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinden kaynaklanan güvenlik endişeleri, askeri eylemlerle değil siyasi ve diplomatik yollarla ve uluslararası insancıl hukuka tam riayet edilerek ele alınmalıdır.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırarak başlattığı savaş Türkiye tarafından bir savaş hâli olarak tanınmış ve Türkiye Rus saldırısını kınamıştır. Türkiye Montrö Sözleşmesi’ni uygulayarak savaş gemilerinin geçişini üslerine dönen gemilerle sınırlandırmıştır. Türk şirketleri Ukrayna’ya askeri mühimmat satmaya devam etmiştir. Türkiye Ukrayna ve Rusya arasında müzakereleri kolaylaştırmayı ve gerilimin azaltılması ve ateşkesin sağlanması üzerinde çalışmayı amaçlamıştır. Ayrıca Ukrayna tahılının ihracatını kolaylaştırmak için diplomatik bir girişimde bulunmuştur. Ukrayna ve Rusya’nın 22 Temmuz’da İstanbul’da BM ve Türkiye’nin kolaylaştırıcılığında vardığı anlaşma, anlaşmanın uygulanmasında da kolaylaştırma sağlayan Türkiye’nin yapıcı rolü olmadan mümkün olamazdı. Bununla birlikte Türkiye, AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarına uyum sağlamaktan kaçınmıştır. Türkiye, Rusya ile ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmek üzere bir Mutabakat Zaptı imzalamıştır.

Doğu Akdeniz‘deki gerilimin azalmasının ardından Aralık 2020’den bu yana AB-Türkiye ilişkilerinde gözlenen iyileşme dinamiği, Nisan 2022’de Ege’de gerilimin yeniden başlamasından öncesine kadar uzun aylar boyunca devam etmiştir. Kasım 2021’de, kısıtlayıcı tedbirlere ilişkin çerçevenin ikinci kez gözden geçirilmesinin ardından Konsey, kısıtlayıcı tedbirleri 12 Kasım 2022’ye kadar bir yıl daha uzatmıştır. Hâlihazırda iki kişi yaptırımlara tabidir. Rapor döneminde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yetkisiz sondaj faaliyetleri bulunmamakla birlikte, gerilim yükselmektedir. Türk savaş gemileri Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki arama faaliyetlerini yasa dışı olarak engellemiştir. Türkiye’nin Kıbrıs’ın deniz yetki alanlarındaki askeri tatbikatları devam etmiştir. Başta AB olmak üzere uluslararası toplumun Türkiye’nin tek taraflı adımlarını kınamasına rağmen Türkiye, Kıbrıs’taki kapalı Maraş’ın yeniden açılmasına yönelik eylemlerine devam etmiştir.

Türkiye’nin, BM Şartı’na uygun olarak, tartışmasız bir şekilde iyi komşuluk ilişkilerine, uluslararası anlaşmalara ve sorunların barışçıl şekilde çözümüne, gerektiği takdirde Uluslararası Adalet Divanına başvurmak suretiyle, bağlı kalması gerekmektedir.

Haziran 2022’de gerçekleştirilen AB Zirvesi, Türkiye’nin son dönemde tekrarlanan eylem ve açıklamalarından duyduğu derin endişeyi dile getirmiştir. Önceki sonuçlarını ve Mart 2021 tarihli açıklamasını hatırlatarak Türkiye’nin tüm AB Üye Devletlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi gerektiğini yinelemiştir. AB Zirvesi’nin Türkiye’den uluslararası hukuka tam saygı göstermesini, Doğu Akdeniz’de bölgesel istikrar adına gerilimi azaltmasını, iyi komşuluk ilişkilerini sürdürülebilir bir şekilde teşvik etmesini ve uluslararası hukuka tam saygı göstermesini beklediğini vurgulamıştır. AB Zirvesi, mükerreren, Doğu Akdeniz’de istikrarlı ve güvenli bir ortam sağlanmasının ve Türkiye ile iş birliğine dayalı ve karşılıklı çıkarları gözeten bir ilişki geliştirilmesinin AB’nin stratejik menfaatine olduğunu hatırlatmıştır. AB Zirvesi, aynı zamanda, Türkiye’nin daha önceki AB Zirvelerinin sonuçlarında öne sürülen koşulları karşılaması kaydıyla ve Doğu Akdeniz’deki gerginliğin azaltılmasının devam etmesi koşuluyla, bazı ortak ilgi alanlarında Türkiye ile kademeli, orantılı ve tersine çevrilebilir şekilde iş birliği tesis etmeye hazır olduğunu bir kez daha teyit etmiştir.

Ekonomik kriterlere ilişkin olarak, Türkiye ekonomisi çok ileri düzeydedir, ancak rapor döneminde ilerleme kaydedilmemiştir. Para politikasının yürütülmesi, kurumsal ve düzenleyici ortam gibi önemli unsurlarda gerileme olduğundan, Türkiye’nin piyasa ekonomisinin düzgün işleyişine ilişkin ciddi endişeler devam etmektedir. Ekonomi, COVID-19 krizinden güçlü bir şekilde toparlanarak 2021’de %11,4; Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkilerine rağmen 2022’nin ilk yarısında da %7’den fazla büyümüştür. Ülkenin aşırı gevşek para politikası ve politika güvenilirliğindeki eksiklik lirayı zayıflatmış; resmi enflasyonu yirmi yılın en yüksek seviyesi olan %80’in üzerine çıkarmıştır. İthal malların fiyatlarının yükselmesi, artan belirsizlik ve düşük uluslararası rezerv seviyeleri söz konusu olduğunda büyük bir kırılganlık olmayı sürdüren dış dengesizlikleri genişletmiştir. Bütçenin icrası planlanandan daha iyi bir performans göstermiş; ancak, devlet borcu artmış ve maliye politikası, artan enflasyonu frenlemeye ve yerel para birimini desteklemeye yönelik başarısız girişimlerin yükü altında giderek artan bir baskı altına girmiştir.

Kurumsal ve düzenleyici ortam özellikle öngörülebilirlik, şeffaflık ve düzenlemelerin uygulanması açısından kırılganlığını sürdürmektedir. Ticari uyuşmazlıkların çözümünde iyileştirmelerin sağlanması yönünde bazı önemli adımlar atılmıştır. Yavaş bir azalmaya rağmen, kayıt dışı sektör halen ekonomik faaliyetlerin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Fiyat tespit mekanizmalarına devletin müdahalesi devam etmektedir. Devlet yardımlarının verilmesinde uygulama, icra ve şeffaflığa dair uygun kurallar bulunmamaktadır. Bankacılık sektörü büyük ölçüde istikrarını korumuş; sermaye yeterliliği, düzenleyici gerekliliklerin üzerinde kalmıştır. Takipteki krediler azalmış ve kârlılık artmıştır; ancak dolarizasyon ve mali istikrar riskleri artmıştır. Pandeminin etkisinden çıkıp toparlanana işgücü piyasasında cinsiyet ayrımının fazla olması, yüksek genç işsizlik oranı ve büyük bölgesel eşitsizlikler gibi köklü yapısal zorluklar devam etmektedir.

Türkiye iyi bir hazırlık düzeyine sahiptir ve raporlama döneminde AB’deki rekabet baskısı ve piyasa güçleriyle başa çıkma kapasitesini geliştirmede sınırlı ilerleme kaydetmiştir.

Rekabet ve piyasa: Türkiye, Birlik içindeki rekabet baskısı ve piyasa güçleri ile baş edebilme kapasitesini geliştirmek bakımından iyi düzeyde hazırlıklı olup rapor döneminde sınırlı bir ilerleme kaydetmiştir. Mesleki eğitimin iyileştirilmesinde kaydedilen bazı ilerlemelere rağmen, eğitim sistemi ile işgücü piyasası ihtiyaçlarının eşleştirilmesindeki uyumsuzluklar devam etmektedir. Araştırma ve geliştirme harcamaları, yavaş bir hızda artmaya devam etmiş ancak hükûmetin belirlediği hedefin oldukça altında kalmayı sürdürmüştür. Yatırım faaliyetleri 2021’in ikinci yarısında yavaşlamıştır. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerjinin payının artırılmasına yönelik ilerleme devam etmiştir. Yerli girdi gerekliliği uygulamalarının genişletilmesi endişe yaratmaktadır. Türkiye, AB-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki taahhütlere aykırı olarak getirdiği bazı ek gümrük vergilerini kaldırmıştır; ancak, AB-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki yükümlülüklerinden büyük ölçüde sapmalar, ikili ticareti engellemektedir.

Kamu alımları: Türkiye, kamu alımları alanında orta düzeyde hazırlıklıdır; ancak rapor döneminde bu konuda ilerleme kaydetmemiştir ve AB müktesebatına uyumunda büyük eksiklikler devam etmektedir. Türkiye, yerli malı teklif eden firmalar lehine tanınan fiyat avantajı ve yerli girdi tedarikine ilişkin ayrımcı offset uygulamalarını devam ettirmektedir.

 İstatistik: Türkiye, istatistik alanında orta düzeyde hazırlıklıdır ve rapor döneminde sınırlı bir ilerleme kaydetmiştir. Rapor dönemi de dâhil olmak üzere, son birkaç yılda Türkiye İstatistik Kurumu bünyesinde sık sık yapılan yönetim değişiklikleri, kurumun güvenilirliğini önemli ölçüde zedelemiştir. Önemli ekonomik verilerin güvenilirliği defalarca sorgulanmıştır. Rapor döneminde herhangi bir ilerleme kaydedilmemiş olsa da, Türkiye mali kontrol alanında iyi bir hazırlık düzeyine sahiptir. Kamu İç Mali Kontrol politika belgesi henüz güncellenmemiştir ve halen dolandırıcılıkla mücadele koordinasyon birimi (AFCOS) ağı yeniden kurulmamıştır.

Üyelik yükümlülüklerini üstlenebilme yeteneği bakımından Türkiye’nin AB müktesebatıyla uyumu, çok sınırlı kalmış ve daha çok amaca özel bir temelde sürdürülmüştür.

İç pazar grubu, AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin iyi işlemesi ve Türkiye’nin AB tek pazarına entegre edilmesi açısından kilit öneme sahiptir. Birçok mesleğin AB vatandaşlarına kapalı nedeniyle, işçilerin serbest dolaşımı, iş kurma hakkı ve hizmet sunma serbestisi alanlarındaki hazırlıklar erken bir aşamadadır. Türkiye, malların serbest dolaşımı konusunda iyi bir hazırlık düzeyine ulaşmıştır. Ticaretin önündeki teknik engeller devam etmektedir. Yabancı mülkiyeti ve sermaye hareketi üzerinde devam eden sınırlamalara bağlı olarak, Türkiye sermayenin serbest dolaşımı konusunda orta düzeyde hazırlıklıdır. Türkiye’nin kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadeleyi düzenleyen çerçeve mevzuatında çözüm bekleyen sorunları ele almaya devam etmesi gerekmektedir.

Şirketler hukuku: Türkiye, şirketler hukuku alanında önemli ilerleme kaydetmiştir ve AB müktesebatına uyum konusunda daha fazla ilerleme kaydetmesi gerekmektedir. Türkiye, fikri mülkiyet hukuku alanında iyi bir hazırlık düzeyine sahiptir, ancak uygulamada iyileştirmelere ihtiyaç vardır. Türkiye, rekabet politikası alanındaki hazırlıkları belirli bir düzeydedir. Devlet yardımı alanındaki yasal çerçeve, uygulama kapasitesi ve şeffaflıkla ilgili ciddi endişeler devam etmektedir. Türkiye, finansal hizmetler alanında iyi bir hazırlık düzeyine sahiptir ve yeni alternatif finansman araçlarının geliştirilmesi de dahil olmak üzere bazı ilerlemeler kaydetmiştir. Tüketici ve sağlığın korunmasına ilişkin mevzuat uyumu açısından, özellikle AB müktesebatına uyum ve sektörler arası işbirliğinin güçlendirilmesi konusunda bazı ilerlemeler kaydedilmiştir.

Rekabetçilik ve kapsayıcı büyüme grubunda gerileme devam etse de, Türkiye dijital dönüşüm ve medya alanında belirli bir düzeyde hazırlıklıdır. Türkiye’nin bilim ve araştırma alanındaki hazırlıkları oldukça ileri düzeydedir ve Türkiye, raporlama döneminde, özellikle 2021-2027 dönemi için Horizon Europe ortaklık anlaşmasının imzalanmasıyla birlikte, iyi ilerleme kaydetmiştir. Türkiye, eğitim ve kültür konusunda orta düzeyde hazırlıklıdır ve özellikle mesleki eğitim, ulusal yeterlilik sistemleri ve Türkiye’nin AB programlarına katılımı açısından belirli düzeyde ilerleme kaydetmiştir.

Ekonomi ile ilgili fasıllarda, ekonomi ve para politikasında devam eden gerileme, fiyat istikrarının sağlanması ve enflasyon beklentilerinin sabitlenmesinde etkisiz politikalarla kendisini göstermiştir. Merkez bankası halen ciddi siyasi baskı altındadır ve işlevsel bağımsızlığının yeniden tesis edilmesi gerekmektedir. Türkiye, işletme ve sanayi politikasında sınırlı ilerleme kaydetmiştir ve AB sanayi politikası ilkeleriyle bağdaşmayan tedbirlere ilişkin büyük zorluklar halen devam etmektedir. değinilmemiştir. Sendikal haklar, samimi sosyal diyalog eksikliği ve yoğun kayıt dışı ekonomik faaliyetlere ilişkin endişelerin devam ettiği sosyal politika ve istihdam alanında raporlama döneminde, hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir.

Vergilendirme: Türkiye vergilendirme konusunda orta düzeyde hazırlıklı olmakla birlikte, raporlama döneminde ilerleme kaydedilmemiştir. Vergi oranlarında sık değişikliklerin önüne geçecek ve tüm AB Üye Devletleri ile vergi bilgisi alışverişini sağlayacak net bir stratejiye ihtiyaç duyulmaktadır. Türkiye, gümrük birliği alanındaki hazırlıklarını iyi düzeyde tutsa da, özellikle üçüncü ülke menşeli ürünlerin ithalatına uygulanan bazı ek vergileri kaldırarak sınırlı ilerleme kaydetmiştir. Öte yandan Türkiye’nin AB-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki yükümlülüklerinden sapmaları devam etmekte ve ticarette çok sayıda rahatsız edici unsura katkıda bulunmaktadır.

Yeşil Gündem ve sürdürülebilir bağlantısallık grubunda Türkiye, ulaştırma politikasında orta düzeyde hazırlıklıdır. Raporlama döneminde, esas olarak demiryolu taşımacılığının kullanımını önemli ölçüde artırmaya yönelik bir planın kabul edilmesiyle ilgili sınırlı ilerleme kaydetmiştir. Türkiye, enerji alanında orta düzeyde hazırlıklıdır ve genel olarak sınırlı ilerleme kaydetmiştir. Yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması, doğal gaz sektöründeki reformlar ve nükleer güvenlikle ilgili mevzuat uyumu konularında ilerleme devam etmiştir. Türkiye, trans-Avrupa ağları konusunda oldukça ileri düzeydedir ve trans-Anadolu boru hattının sorunsuz işletimi sayesinde başta enerji ağları olmak üzere belirli düzeyde ilerleme kaydetmiştir. Bulgaristan sınırını İstanbul’a bağlayan Halkalı-Kapıkule demiryolu hattının yapımına devam edilmiştir. Türkiye, çevre ve iklim değişikliği alanında belirli düzeyde hazırlıklıdır, ancak raporlama dönemi boyunca genel olarak ilerleme kaydetmemiştir. Türkiye, iklim değişikliğine uyum ve etkilerinin hafifletilmesi açısından kritik çevre ve iklim sorunlarıyla karşı karşıyadır. Daha iddialı ve daha iyi koordine edilmiş çevre ve iklim politikaları oluşturulmalı ve uygulanmalıdır. Türkiye’nin halen iklim değişikliğine ilişkin Paris Anlaşması’na katkısını artırması ve uygulaması ve iklim eylemi müktesebatına uyumunu tamamlaması gerekmektedir.

Kaynaklar, tarım ve uyum grubunda Türkiye, tarım ve kırsal kalkınma alanında belirli bir hazırlık düzeyine ulaşmıştır. Tarım politikasının AB ortak tarım politikasının temel ilkelerinden uzaklaşmaya devam etmesi ve Türkiye’nin AB’den tarım ürünleri ithalatını kısıtlamayı sürdürmesine bağlı olarak bu alandaki gerileme raporlama döneminde devam etmiştir. Türkiye, AB’ye önemli miktarda gıda ürünleri ihraç eden bir ülke konumundadır ve raporlama döneminde gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı politikası alanında sınırlı ilerleme kaydetmiştir. Bu alanda AB müktesebatının eksiksiz uygulanması için halen ciddi çalışmalar yürütülmesi gerektirmektedir. Türkiye, balıkçılık alanında orta düzeyde hazırlıklıdır ve özellikle yeni balıkçılık yasasının uygulanması, kaynaklar ve filo yönetimi ile denetim ve kontrol konularında iyi ilerleme kaydetmeye devam etmektedir. Türkiye, bölgesel politika ve yapısal araçların koordinasyonu alanında orta düzeyde hazırlıklıdır ve IPA II fonlarının özümsenme sürecinin hızlandırmasında bazı ilerlemeler kaydetmeye devam etmiştir. Türkiye, mali ve bütçesel hükümler alanında belirli bir hazırlık seviyesindedir, ancak raporlama döneminde bu alanda ilerleme kaydetmemiştir.

Dış ilişkiler grubu, Türkiye dış ilişkiler alanında, özellikle Ortak Gümrük Tarifesi’nden süregelen sapma nedeniyle kısmen hazırlıklıdır ve rapor döneminde sınırlı ilerleme kaydetmiştir. AB-Türkiye Gümrük Birliği’ni ihlal ederek, AB Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi’nden uzaklaşmaya devam etmiştir. Türkiye’nin resmi kalkınma yardımları büyük ölçüde Türkiye’nin kendi topraklarında Suriye ile ilgili faaliyetler için insani desteğe yönlendirilmiştir. Türkiye, dış ilişkiler, güvenlik ve savunma politikası alanında belirli düzeyde hazırlıklıdır. Genel olarak, Türkiye’nin dış politikası AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (ODGP) kapsamındaki öncelikleriyle çelişmeye devam etmiştir. Türkiye’nin Rusya’ya yönelik AB kısıtlayıcı tedbirlerine uyum sağlamaması, AB-Türkiye Gümrük Birliği kapsamında çift kullanımlı mallar dahil olmak üzere, ürünlerin serbest dolaşımı nedeniyle özellikle endişe vermektedir. Bu, AB’nin kısıtlayıcı tedbirlerine zarar verme riskini doğurmaktadır. Gümrük Birliği’nin işlemeye devam etmesi için tarafların mevcut kurallara tam olarak riayet etmesi ve karşılıklı güveni sarsmaktan kaçınması gerekmektedir.

Genel olarak, birçok alanda, AB müktesebatı ile mevzuat uyumu konusunda önemli ilave çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Tüm alanlarda, uygulama ve yürütme konusunda kayda değeriyileştirmeler gerekmektedir. Düzenleyici makamların bağımsızlığının sağlanması ve idari kapasitenin geliştirilmesi, Türkiye tarafından daha fazla ilerleme kaydedilmesi için kilit öneme sahiptir.

Önemli tarihler

Eylül 1959: Türkiye ortak üyelik için Avrupa Ekonomik Topluluğuna başvuruda bulundu (AET).

Eylül 1963: Ekonomik işbirliğinin arttırılmasını ve Türkiye ile AET arasında Gümrük Birliği yapılmasını amaçlayan Ortaklık Anlaşması imzalandı.

Nisan 1987: Türkiye Avrupa Ekonomik Topluluğuna üyelik için resmi başvuruda bulundu.

Ocak 1995: Türkiye ve AB arasındaki anlaşma ile gümrük birliği oluşturuldu.

Aralık 1999: Türkiye, AB Konseyi tarafından aday ülke olarak tanındı.

Aralık 2004: AB Konseyi Türkiye ile katılım müzakerelerini başlatma kararı aldı.

Ekim 2005: Katılım müzakereleri başlatıldı.

Aralık 2006: Konsey, Türkiye Ortaklık Anlaşması’na ek protokolü eksiksiz ve ayırım gözetmeden uygulama yükümlülüğünü yerine getirinceye kadar, 8 müzakere başlığının açılamayacağına ve hiçbir başlığın kapatılamayacağına karar verdi.

Aralık 2013: Vize serbestisi diyaloğunun başlatılmasına paralel olarak, AB-Türkiye arasında Geri Kabul Anlaşması imzalandı.

Ekim 2014: AB ve Türkiye arasında Geri Kabul anlaşması yürürlüğe girdi.

Mart 2015: Avrupa Komisyonu ve Türkiye yüksek düzeyli enerji diyaloğunu başlattı.

Mayıs 2015: Avrupa Komisyonu ve Türkiye 20 yıllık Gümrük Birliği Anlaşmasını modernleştirme ve AB-Türkiye arasındaki ikili ticaret ilişkilerini geliştirme kararı aldı.

Kasım 2015: AB-Türkiye Liderler Toplantısı kapsamında iki taraf, Türkiye’den AB’ye yönelik düzensiz göçün sona erdirilmesi amacıyla bir Ortak Eylem Planının, AB standartları ve uluslararası standartlar ile tam uyum içerisinde, uygulamaya konulması hususunda mutabık kaldı.

Mart 2016: AB ve Türkiye, Kasım 2015 tarihli Ortak Eylem Planı temelinde ortak bir Bildiri üzerinde anlaşmaya vardı.

Mayıs 2016: Vize serbestisi yol haritasında belirtilen koşulların Türkiye tarafından karşılanmasını değerlendiren üçünü İlerleme Raporu yayımlandı.

Aralık 2016: Avrupa Komisyonu, Türkiye ile Gümrük Birliği’nin modernleştirilmesine yönelik müzakerelerin başlatılması teklifini kabul etti.

Haziran 2018: Genel İşler Konseyi, Türkiye’nin katılım müzakerelerinin fiilen durma noktasına geldiğine ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden daha fazla uzaklaşması nedeniyle başka fasılların açılması veya kapatılmasının değerlendirilemeyeceğine karar verdi.

Kasım 2018: AB-Türkiye yüksek düzeyli siyasi diyalog toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi.

Mart 2019: 54. AB-Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısı Brüksel’de gerçekleştirildi.

Kasım 2019: AB, Doğu Akdeniz’deki yasadışı sondaj faaliyetleri nedeniyle Türkiye’ye karşı belirli hedeflere yönelik bir tedbirler çerçevesi kabul etti.

Mart 2020: AB-Türkiye Liderler toplantısı Brüksel’de gerçekleştirildi.

Temmuz 2020: AB, Türkiye’de mültecileri destekleyen iki önde gelen insani yardım programının devam etmesi için, 6 milyar Avroluk Mülteciler için Mali Yardım Programının üstüne 485 milyon Avroluk ilave paket kararı aldı.

Nisan 2021: AB Konseyi ve Avrupa Komisyonu Başkanları T.C. Cumhurbaşkanı ile Ankara’da görüştü.

Mart 2021: AB Konseyi, bir dizi ortak çıkar alanında işbirliğinin geliştirilmesi için AB’nin Türkiye ile aşamalı, orantılı ve tersine çevrilebilir bir şekilde ilişki kurmaya hazır olduğunu ifade etti.

Haziran 2021: Avrupa Komisyonu, Türkiye’deki Suriyeli mülteciler ve ev sahibi toplumlar için 3 milyar Avroluk ek yardım tahsis etmeyi teklif etti.

Ekim 2021: AB-Türkiye yüksek düzeyli göç ve güvenlik diyalog toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi.

Kasım 2021: AB-Türkiye yüksek düzeyli sağlık diyalog toplantısı gerçekleştirildi.

Mart 2022: 80. AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu toplantısı Brüksel’de gerçekleştirildi.

Nisan 2022: Eylül 2021’de Brüksel’de gerçekleştirilen ilk diyalog toplantısının ardından, ikinci AB-Türkiye yüksek düzeyli iklim diyaloğu toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi.

Mayıs 2022: AB-Türkiye yüksek düzeyli tarım diyalogu toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi.

Mayıs 2022: AB-Türkiye siyasi direktörler toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi.

(AEK)



Apsny News

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: