December 2, 2022

Avrupalı emeklilerin cenneti



Üniversitede düzenlenen panelin sonunda yorgunluğumuzu atmak için kendimizi “Avrupa’nın küçük cennet” olarak bilinen en ucuz kentini keşfedip tadını çıkarmaya başlıyoruz. Lizbon, son yıllarda kıtanın çeşitli ülkelerindeki emeklilerin göç ettikleri şehre dönüşmüş. Avrupa’da son yıllarda artan ekonomik yaşam zorluğu nedeniyle başta Fransız ve Avrupalı emeklilerinin buralara akın etmesi daha da hız kazanmış. Restorantlarda yediğimiz yemekler, içtiğimiz içkilerin fiyatı Paris’le kıyasladığımızda oldukça cazip. Kentten biraz uzak bir kafe terasında karşılaştığımız bazı emekli Fransızlarla sohbete başlıyoruz, yaklaşık üç yıl önce Lizbon’da yaşamaya başlayan Michel, Fransa’da almış olduğu emekli maaşı ile burada oldukça rahat bir yaşam sürdürdüğünü, son zamanlarda ülkesinden buraya yoğun bir emekli göçü yaşandığını anlatıyor. 

ORTAÇAĞ MAHALLELERİ 

Üç milyona yakın nüfuslu Atlantik kıyısındaki kentte, mahallelerin çoğu doğa ile iç içe bir köy yaşamını andırıyor. Şehrin en büyük meydanı olan Praça do Comercio’dan (Ticaret Meydanı) deniz kıyısına doğru yürüyoruz, neredeyse her cadde ve sokakta çeşitli tiyatro sahneleri ile müzik evlerine rastlıyoruz. Kıyıya yaklaştığımızda eski yapıtların göze çarptığı tarihi Belem bölgesine varıyoruz. Bölge içerisinde Dünya Mirası anıtları, ortaçağ mahalleleri ile yeni ve daha çağdaş eğlence yerleri zaman içinde birçok farklı kültürü kucaklayarak birbirini tamamlamış durumda. Belem bölgesinde bulunan Saint George kalesine çıktığımızda içerideki pek çok tarihi eser, 1755’teki büyük depremlerden günümüze kadar gelebilmiş farklı uygarlıkların izini taşıyor. Deniz kıyısına vardığımızda Vasco de Gama adını taşıyan denizcilerin terk ettiği eski bir limanda Deniz Müzesi ile ünlü karaveller dahil birçok model gemiler sıralanmış. Limanın hemen yan tarafında çeşitli kuruluşlar tarafından organize edilen tekne turları göze çarpıyor. Tagus Limanı’ndan denize açıldığımız tekneyle ünlü “25 Abril” köprüsünün altından geçerek Atlantik Okyanusu’nun ortalarına geldiğimizde yunuslar bize eşlik ediyor. 

ROCK İN RİO FESTİVALİ 

Lizbon 1994’te Avrupa Kültür Başkenti olduğundan beri Expo 1998 ve Euro 2004 gibi çeşitli uluslararası kültürel faaliyetlere ev sahipliği yaptı. Gymnaestrada, MTV Avrupa müzik ödülleri ve uzun gemiler yarışması gibi birçok önemli etkinlik Lizbon’dan geçti. 21. yüzyıla geçiş adı altında tiyatrolar, sinema salonları müzelerle birlikte çeşitli spor tesislerinin çoğalması sağlandı. Lizbon, halen her iki yılda bir Rio de Janeiro ile dönüşümlü olarak dünyanın en büyük Rock in Rio festivaline ev sahipliği yapıyor. Beş gün süren festivalde 400 bin izleyici ile birlikte, The Rolling Stones, Justin Timberlake, Britney Spears, Shakira gibi dünyaca ünlü 70 sanatçı sahne alıyor. 

AB’NİN DOĞDUĞU KENT 

Uzun gezintinin ardından botanik parkında biraz soluklandıktan sonra parlementoya doğru yürümeye başlıyoruz. Kent merkezine yakın bir konumda bulunan Palais de Sao Bento’ya (Saint Benoit Sarayı) geliyoruz. Saray, oldukça sade mimariye sahip. Burada Avrupa Birliği’nin (AB) kurulmasını sağlayan AB’nin temel anayasası Lizbon Antlaşması imzalandı. Bundan dolayı Lizbon, aynı zamanda AB’nin doğduğu başkent olarak bilinir. 18-19 Ekim 2007’de Lizbon’da yapılan zirvede 250 sayfadan oluşan AB Anayasası’nın  temelleri atıldı. Yedi yıl süren tartışma ve reform çalışmalarının sonucunda Lizbon Antlaşması, üye ülkeler tarafından onaylanarak kabul edildi. Lizbon zirvesinde AB sürecinde, esas ve temel  antlaşma olan Roma Antlaşması revize edilerek yeni düzenlemeler getirildi. Buna göre 2009’da Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte AB’nin yapısında ve karar alma mekanizmalarında önemli değişiklikler yapıldı. Dikkat çeken önemli yenilikler arasında AB’nin “Dış İlişkiler Yüksek Temsilci” altında dış politikada tekseslilik getirilmesi oldu. Kısaca Lizbon Antlaşması ile AB, hukuki ve siyasi olarak daha da güçlenerek uluslararası arenada yerini aldı. Antlaşmada aynı zamanda daha önce Avrupa Topluluğu olan bu oluşumun adı Avrupa Birliği olarak da değiştirildi.

Lizbon’da dünya fikir özgürlüğü ve demokrasi adı altında dört günlük üniversite panelini tamamlıyoruz. Artık Paris’e dönme vakti geldi. Havaalanının yolunu tutuyoruz, geçirdiğimiz bu kısa gün içerisinde bu küçük cennet Lizbon’da Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden göç eden emeklilerin ne kadar iyi bir yaşam yeri bulduklarını daha iyi anlıyoruz. Lizbon’a tekrar gelmek için yeni planlar yapmaya daha uçağa binmeden başlıyoruz.

[email protected]



Apsny News

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: