December 6, 2022

Polonya’da basın özgürlüğü: “Dayanışma olmadan özgürlük olmaz” – Selay Dalaklı


Sol üstte Gazeta Wyborcza binası. (Foto: Wikimedia Commons)

“Polonya, Avrupa Birliği’nin (AB) halen kömür madenleri bulunan tek ülkesi. Rusya Ukrayna’yı işgal ettiğinde Polonya kullandığı kömürün yüzde 20’sini tedarik ettiği Rusya’ya ambargo uygulayan ilk ülke oldu. Hükümet oluşan kömür açığını kapatmak için anlaşmalar imzaladığını söyleyedursun aylar sonra sonbahar geldiğinde hükümetin aslında bir B planı olmadığı ve yüzbinlerce hanenin kışı kömürsüz geçirme tehlikesi olduğu ortaya çıktı.”

“Ülkeyi yönetmeyi bilmiyorlar çünkü her şeyi merkezileştirdiler… Söz konusu, sadece baskı değil, aynı zamanda baştan aşağı bir beceriksizlik…”

Bu sözler, Polonya’nın Gazeta Wyborcza gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Yardımcılarından Roman Imielski ve Piotr Stasiński’ye ait.

Biz Türkiye’den üç gazeteci olarak bu sözleri duyduğumuzda ülkemizden kilometrelerce ötedeyiz. Fakat günün ilerleyen saatlerinde Bartın’da bir kömür madeninde yaşananlar Polonya hakkında duyduklarımızın Türkiye için de ne kadar benzer olabileceğini bize bir kez daha hatırlatıyor.

TIKLAYIN – “Kardeşim gaz kaçağı var demiş, bu ihmal nasıl oldu?”

Güney Doğu Avrupa Medya Profesyonelleşmesi Ağı’nın (SEENPM) “Direnç (Resilience): Batı Balkanlar ve Türkiye’de Nefret Propagandası ve Bilgi Kirliliğinin Önlenmesi, Medya Özgürlüğünün Yeniden Tesisi İçin Sivil Toplum Hareketi” projesi kapsamında Karadağ’daki “Güven için Editörler” forumundan tam bir sene sonra Arnavutluk ve Kosova’dan dört gazeteci ve SEENPM İcra Direktörü Tihomir Loza ile birlikte bu kez “Editörlerin Çalışma Ziyareti” etkinliği için Polonya’nın başkenti Varşova’dayız.

Ülkenin önde gelen eleştirel gazetelerinden Gazeta Wyborcza’yı ve Polonya’daki siyasi ve sosyoekonomik durumu gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Yardımcıları Aleksandra Sobczak, Piotr Stasiński, Bartosz Wieliński, Mikołaj Chrzan ve Roman Imielski’den dinliyoruz…

GYY Yardımcıları Chrzan, Imielski, Sobczak, Wieliński (Foto: Gazeta Wyborcza)




Etkinliğe Türkiye’den katılanlar

Koordinatör: Nazan Özcan (IPS İletişim Vakfı/bianet) Editörler: Eren Topuz (Gazete Duvar), Selay Dalaklı (bianet)

“Medya elinizdeyse her gerçekliği yaratırsınız”

Sağ popülist, milliyetçi-muhafazakar Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) 2015’ten bu yana Polonya’yı tek başına iktidar olarak yönetiyor. Partinin başında eski Polonya Başbakanı Jarosław Kaczyński var.

Aleksandra Sobczak’ın kısa giriş konuşmasının ardından kulak verdiğimiz Roman Imielski, Başbakan Mateusz Morawiecki ile Macaristan’ın sağ popülist başbakanı Viktor Orbán arasındaki benzerliğe dikkat çekiyor.

“Ülkede ifade özgürlüğü yok” diyor Imielski ve bizimle Başbakan Morawiecki’nin zamanında söylediği bir sözü paylaşıyor: “Eğer medya elinizdeyse istediğiniz herhangi bir gerçekliği yaratabilirsiniz…”

Tevekkeli değil, 2015 yılından itibaren devletin basın-yayın organlarında çalışan bine yakın kişi işten çıkarılıyor.

Tüm bu süreci ise Polonya’nın enerji devi Orlen’in 2021 yılında ülkenin önde gelen yerel yayın organlarını satın alması izliyor. Şirketin başında ise bir zamanlar sadece küçük bir ilçenin, Gmina Pcim’in kaymakamı olan, fakat zenginliği ve etki alanı PiS ile birlikte artan Daniel Obajtek var.

Yani, iktidar burada da kendi zenginlerini yaratmış durumda.

Her geçen gün artan yargı baskısı: 199 dava

Peki, basılı ve çevrimiçi yayın yapan Gazeta Wyborcza ve eleştirel yayın politikası bu fotoğrafın neresinde duruyor ya da durabiliyor?

Imielski’ye göre, Polonya’yı sağcı ve baskıcı liderlerin yönetimindeki benzerlerinden ayıran noktaların başında özel medya kuruluşlarının, sivil toplumun ve muhalefetin gücünü koruyor olabilmesi geliyor.

Biraz da bu yüzden olacak; ülkede Gazeta Wyborcza’yı çevrimiçi okuyabilmek için ödeme yapan 300 bine yakın okur var. Daha sonra Piotr Stasiński’den öğreneceğimiz üzere, bu da Wyborcza’yı bu açıdan Avrupa’da en fazla ödeme yapan abonesi bulunan beşinci haber sitesi yapıyor.

Fakat bu Wyborcza’nın yargının (siz bunu yürütme diye de okuyabilirsiniz) baskısını her geçen gün daha fazla hissetmediği anlamına gelmiyor.

Imielski, bize durumu şu örnekle açıklıyor: “Aynı habere 4 farklı dava açıldığı da oldu. Biri bireysel olarak Zbigniew Ziobro adına, biri Adalet Bakanı Ziobro adına, biri Adalet Bakanlığı adına, biri de başsavcı Ziobro adına…”

13 Ekim 2022 tarihi itibariyle Gazeta Wyborcza’ya karşı açılmış 199 Demokratik Katılıma Karşı Stratejik Dava (SLAPP) bulunuyor.

“İnsanlar ‘Siyaset kirli’ deyip öğrenmek istemiyor”

Roman Imielski’den sonra Wyborcza’nın eski genel yayın yönetmeni yardımcısı, şimdiki Özel Medya Danışmanı Piotr Stasiński’yi dinliyoruz.

Stasiński söze Wyborcza’nın 30 yıllık tarihinden, gazetenin komünizmden demokrasiye geçişte nasıl bir rol oynadığından ve 1989 yılından sonra “Polonya yeniden doğarken” Wyborcza’nın da ülkenin “ilk bağımsız gazetesi” olarak nasıl doğduğundan bahsederek başlıyor.

Gazetenin ilk sayısı da zaten “Polonya’da özgür sendikalar ve insan hakları için şiddetsiz mücadelesinden ötürü” 1983 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüş olan Polonya eski Cumhurbaşkanı Lech Wałęsa’nın “Dayanışma olmadan özgürlük olmaz” sözleriyle çıkmış.

Gazete, bundan yıllar sonra, Eylül 2022’de ise Dünya Gazeteler Birliği’nin (WAN-IFRA) Altın Kalem Özgürlük Ödülü’nü alıyor.

Imielski, İspanya Kralı VI. Felipe’nin de katıldığı ödül töreninde. (Foto: WAN-IFRA)

Tüm bunlar hem gurur hem ümit verici bir düne ve bugüne işaret etse de Stasiński’yi dinledikçe kendisinin o kadar da ümitli olmadığını görüyoruz.

Stasiński, iş arkadaşı Imielski’den farklı olarak Polonya’daki sivil toplumun o kadar da güçlü olmadığını düşünüyor:

“Evet, sivil toplum kuruluşları var ama bilinçli yurttaşlardan oluşan bir kamuoyu yok. İnsanlar kurumlara, siyasetçilere güvenmiyor. ‘Siyaset kirli’ deyip ülkede olup biteni öğrenmek istemiyorlar.

“Gazeteci olarak bunun işimizin bir parçası olduğunu düşünürsek, insanların ilgisini çekip onları olup bitenden haberdar etmek oldukça zorlaşıyor.

“Polonya’daki kutuplaşma ise ABD’dekine oldukça benzer. İnsanlar kendi balonları, kendi bilgi ve haber çevreleri içinde kalıyor ve başkaları hakkında bir şey öğrenmek ya da onları dinlemek istemiyor.”

“Hükümet ya dava açıyor ya umursamıyor”

Piotr Stasiński’ye göre, Polonya hükümetinin başta Gazeta Wyborcza olmak üzere eleştirel yayın yapan mecralara karşı iki tavrı var: Dava açarak caydırıcılık yaratmaya çalışmak ya da haberlerini umursamamak.

Durumu bir örnekle açıklayan Stasiński, yakın zamanda basına sızdırılan mailleşmeler ile ilgili bir haberden örnek veriyor:

“Sızan e-postalara bakılırsa, aralarında Başbakan Baş Yardımcısı Michał Dworczyk de olmak üzere önde gelen hükümet yetkilileri devlet işleriyle ilgili yazışmalarını kişisel mail adresleri üzerinden yapıyormuş.

“E-postalar ortalığa döküldüğünde anlaşıldı ki hükümet ülkeyi değil, propagandayı yönetmekle meşgul. Daha doğrusu, ‘Skandalların üzerini nasıl kapatırım’ın peşindeler. Şimdi ise e-postaların gerçekliğini reddetmiyorlar fakat sızdırılmasından Rusya’yı sorumlu tutuyorlar.”

Wyborcza da konunun üzerine giden gazetelerden. Fakat Dworczyk’in “kişisel sebeplerden” istifa etmesi dışında konuyla ilgili haberler pek de bir etki yaratmış ya da “hesap verebilirliği” beraberinde getirebilmiş değil.

“Şimdi sorun Batı toplumlarının savaş yorgunluğu”

2021 yılının sonunda gazetenin 21 yerel haber merkezi vardı.

Imielski’nin ardından Gazeta Wyborcza’yı Dış Haberler ve Berlin Büro Şefi Bartosz Wieliński, Teknik Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) Uzmanı Michał Szaflarski, internet editörü Bartosz T. Wieliński ve Yerel Haber Merkezleri Şefi Mikołaj Chrzan’dan dinlemeye devam ediyoruz.

Wieliński, son dönemde – ve gayet anlaşılır bir şekilde – işlerinin büyük bir kısmının komşu ülke Ukrayna’da devam eden savaş olduğunu anlatıyor. Wieliński’nin söylediğine bakılırsa, Gazeta’da 10 kişi Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini farklı açılardan haberleştirip analiz etmek için çalışıyor.

Wieliński, savaşın başında karşı karşıya kaldıkları en büyük soru(n)un olanları haberleştirirken “nasıl tarafsız olup tarafsız kalabilecekleri” olduğundan, halihazırda ise Batı toplumlarının “savaş yorgunluğunun” önemli bir sorun olarak önlerinde durduğundan bahsediyor.

Szaflarski ve Wieliński’nin ardından son olarak sözü alan Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Chrzan ise bize Gazeta Wyborcza’nın Polonya’nın 33 şehrinde yerel haber merkezi bulunduğunu anlatıyor. Bu da gazetenin merkezde olduğu kadar yerelde de güçlü olmasını sağlıyor.

Enflasyon burada da hayatın bir gerçeği

Gazeta Wyborcza’nın içinden. (Foto: Eren Topuz)

Gazeta Wyborcza’dan gazetecileri dinlerken bir yandan da kendi yaşadığımız ülkeyi, kendi çalıştığımız kurumları düşünmeden edemiyoruz.

Polonyalı meslektaşlarımızdan duyduklarımız, Türkiye’de yaşadıklarımıza – zaman zaman korkutucu diyebileceğimiz derecede – benziyor: Her geçen gün biraz daha altı oyulmaya çalışılan hak ve özgürlükler, hükümetin kıskacındaki yargı, medya ve sivil toplum…

Ve evet; gittikçe etkisini arttıran hayat pahalılığı ve enflasyon…

Dinlediğimiz sunumların ardından öğle yemeği saati geldiğinde Aleksandra Sobczak’ın bize küçük bir uyarı ve önerisi var: Belki de dışarıda bir yerde değil, Gazeta Wyborcza’nın yemekhanesinde yersek herkes için daha hesaplı olabilir. Malum, enflasyon…

Polonya’daki yıllık tüketici enfasyonunun Eylül 2022’de yüzde 17,2 ile 1996 yılından bu yana en yüksek seviyeyi gördüğünü duyduğumuzda aylardır çift (hatta üç) haneli enflasyon rakamlarını duymaya alışkın Türkiyeli gazeteciler olarak acı acı gülümsemekten kendimizi alamıyoruz.

Ujazdowski Parkı’ndan. (Foto: Selay Dalaklı)

Öğle yemeğinin ardından ise önce hep birlikte Ujazdowski Parkı’na, ardından şehrin tarihi merkezine doğru yürümeye başlıyoruz.

Sabah dinlediğimiz sunumlarda Polonyalı meslektaşlarımızın bize çizdiği Polonya portresi Varşova sokaklarını gezerken yavaş yavaş daha somut bir hâl almaya, biraz daha derinlik kazanmaya başlıyor.

Varşova sokaklarında savaştan izler

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) verilerine göre, Polonya’da 1 milyon 436 bin 558 Ukraynalı mülteci yaşıyor.

Biz de Varşova sokaklarında yürürken Ukrayna bayraklarına sarınmış, Ukrayna için bağış toplayan yurttaşlar görüyoruz.

Etraftaki binalarda da sık sık Ukrayna bayraklarına rastlıyoruz. Çoğu zaman hemen yanı başında da gökkuşağı bayraklarına…

Bu, sanki Ukrayna ile dayanışmanın yanında Rusya’da (ve belki aslında Polonya’da da) LGBTİ+’ların karşı karşıya kaldığı ayrımcılık ve hak ihlallerine karşı LGBTİ+ toplumu ile dayanışmanın bir yolu gibi… Özgürlük ve var olma hakkı için dalgalandırılan iki bayrak, iki sembol bir nevi…

Öğreniyoruz ki sadece birkaç kilometre ötemizdeki Rusya’nın Varşova Büyükelçiliği’nin önünde düzenlenen savaş karşıtı protestolarda sık sık dalgalandırılan bir bayrak daha var: Rusya’da bu yıl savaş karşıtı protestoların sembolü haline gelen beyaz-mavi-beyaz bayrak.

Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi burada da savaş karşıtı protestolara yalnızca o ülkenin yurttaşları ve yerlerinden edilen Ukraynalılar değil, Rusyalı savaş karşıtları ve muhalifler de katılıyor.

Ve herkes gibi onların da tek bir dileği ve talebi var: Barış. Barışın hava gibi, su gibi bir ihtiyaç olduğunu yıllardır ilk elden deneyimleyen ülkelerin yurttaş ve gazetecileri olarak biz de bu talebe katılmadan edemiyoruz.

Ve elbette şunu aklımızda tutarak:

“Dayanışma olmadan özgürlük olmaz.”





“DİRENÇ: Batı Balkanlar ve Türkiye’de Nefret Propagandası ve Bilgi Kirliliğinin Önlenmesi, Medya Özgürlüğünün Yeniden Tesisi İçin Sivil Toplum Hareketi/ RESILIENCE: Civil society action to reaffirm media freedom and counter disinformation and hateful propaganda in the Western Balkans and Turkey” projesi kapsamında Batı Balkanlar’daki medya geliştirme örgütleri ve Türkiye’den IPS İletişim Vakfı/bianet güçlerini birleştirdi. Üç yıllık bir proje olan “Direnç” projesi Güney Doğu Avrupa Medya Profesyonelleşmesi Ağı (SEENPM) ve Orta ve Güney Doğu Avrupa’daki Medya Geliştirme Örgütleri Ağı tarafından koordine ediliyor ve Arnavutluk Medya Enstitüsü (Tiran), Mediacentar Vakfı (Sarajevo), Kosovo 2.0 (Priştine), Karadağ Medya Enstitüsü (Podgorica), Makedonya Medya Enstitüsü (Üsküp), Novi Sad Gazetecilik Okulu (Novi Sad), Barış Ensitüsü (Ljubljana) ve bianet’in (İstanbul) partnerliğinde uygulamaya konuluyor. Proje AB tarafından finanse ediliyor.

(SD)





Apsny News

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: