December 6, 2022

“BM İnsan Hakları Konseyi İran için özel oturum düzenlesin”



İranlı yetkililerin, ülke çapındaki mevcut protestoları acımasızca bastırmak üzere daha da kıyıcılaştırılmış baskı mekanizmalarını seferber etmesinden duyduğumuz derin kaygılarımızı dile getirmek için yazıyoruz.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, özel bir oturum düzenleyerek acilen harekete geçmeli ve – uluslararası hukuk kapsamındaki suçların ve İran’da işlenen diğer ciddi insan hakları ihlallerinin ağırlığı ve mevcut sistematik cezasızlığı da göz önüne alarak- bağımsız, bir araştırma ve raporlama kurulu ve hesap verebilirlik mekanizması.oluşturmalıdır.

Son protestolar, İran’daki Kürt toplumuna mensup 22 yaşındaki Mahsa (Jina) Amini’nin ülkedeki ayrımcılığa boyun eğmediği için “ahlak” polisince tutuklandıktan sonra 16 Eylül 2022’de gözaltında öldürülmesine ve İran’da kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti sürdüren ve onları onur ve bedensel özerklik haklarından mahrum bırakan tacizkar zorunlu örtünme yasalarına karşı bir öfke dalgasından doğdu.

Protestoların odak noktası o zamandan beri hızla daha geniş yaygın sorunları kapsayacak şekilde genişledi ve insan haklarının korunması ve yerine getirilmesine yönelik temel siyasi ve sosyal değişim taleplerini de kapsar oldu.

Aşağıda imzası bulunan kuruluşların bazılarınca toplanan kanıtlar, İran güvenlik güçlerinin, protestocuları ve çocuklar da dahil olmak üzere çevredekileri kasıtlı ve yasadışı bir şekilde av silahlarından atılan metal saçmalar da dahil hakiki mühimmatla hedef aldığını gösteriyor.

Aşağıda imzası bulunan kuruluşlar, süre giden saldırlarda artan sayıda protestocu ve olayların izleyicisi olan kişilerin öldürüldüğünü belgeliyor. Sistan ve Belucistan, Kürdistan ve İran’ın diğer vilayetlerinde en az 23’ü teşhis edilmiş çocuğun da aralarında olduğu 200’den fazla insanının öldürülmesinin yanı sıra bugüne kadar yüzlerce kişinin yaralandığını bildiriyor Ancak gerçek sayıların çok daha yüksek olması ve büyümesi muhtemeldir.

18 Eylül 2022’den bu yana binden fazla protestocu, insan hakları savunucusu, sivil toplum aktivisti, gazeteci, üniversite öğrencisi ve okul çocuğu keyfi olarak tutuklandı ve gözaltına alındı, bazıları zaten “ulusal güvenliğe karşı hareket etmekle” suçlandı. Protestolar bağlamında bu ölümcül baskı döngüsü, son yıllarda endişe verici bir şekilde tanıdık hale geldi.

Aralık 2017-Ocak 2018, Kasım 2019, Temmuz 2021, Kasım 2021 ve Mayıs 2022 de dahil olmak üzere önceki kitlesel protesto dalgaları sırasında, bazı örgütlerimiz uluslararası hukuk kapsamında benzer yaygın suç kalıplarını ve ölümcül güç kullanımı, kitlesel keyfi tutuklamalar ve gözaltılar, zorla kaybetmeler, işkence ve diğer kötü muameleler de arasında yersiz güç kullanımından kaynaklanan cinayetler ve son derece adaletsiz yargılamalar sonucunda insanların uzun hapis cezaları ve ölüme mahkûm edilmesi gibi diğer ciddi insan hakları ihlallerini belgeledi.

 Uluslararası toplumun kınama açıklamalarının ve uzun süredir İranlı yetkililere soruşturma yürütme çağrılarının ötesine geçen ortak bir kolektif eylemi olmaksızın sayısız erkek, kadın ve çocuk öldürülme, sakatlanma, işkence görme, cinsel saldırıya uğrama ve parmaklıkların arkasına atılma riskiyle karşı karşıya ve ağır suçların kanıtlarının kaybolma tehlikesi var.

İranlı yetkililer, BM Genel Sekreteri, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, çok sayıda BM Özel Prosedürü, BM Üye Devletleri ve BM Genel Kurulu’nun protestoculara ve protestoculara karşı ölümcül güç de dahil olmak üzere yasadışı güç kullanımını durdurma çağrılarını her seferinde görmezden geldiler. Cinayet, işkence ve başka yasa dışı ve kötü muameleden sorumlu olanların etkili bir şekilde soruşturulma ve kovuşturulmasının, daha basitçe söylemek gerekirse, hesap verebilirliğin tüm yollar yerel düzeyde kapatılmıştır.
İran’daki protestolar bağlamındaki bu sonuncu kan dökme dönemi, geçmişteki ve süre giden insan hakları ihlallerinin ölçeği ve ciddiyeti göz önüne alındığında, bu denli derin ve uzun süreli olarak devam eden, BM İnsan Hakları Konseyi yeterince ele alınmayan uluslararası hukuk kapsamındaki en ciddi suçlara yönelik sistematik cezasızlık modeline dayanıyor ve bu model sayesinde körükleniyor.



Bu bağlamda, BM İnsan Hakları Konseyi’ni acilen özel bir oturum düzenlemeye çağırıyoruz.Bu oturumda Konsey, uluslararası hukuk kapsamındaki en ciddi suçları ve peş peşe gelen protestolar yönelik baskı dalgaları bağlamında İran’da işlenen diğer ağır insan hakları ihlallerini ele almak için soruşturma, raporlama ve hesap verebilirlik işlevlerine sahip bağımsız bir mekanizma kurmalıdır. Mekanizma, özellikle ihlallerin uluslararası hukuk karşısından ciddi suçlar oluşturduğu durumlarda, hesap verebilirliği sağlamak amacıyla bu tür suç ve ihlallere yönelik soruşturmalar yürütmelidir. Mekanizma, kanıtları toplamak, korumak ve suçları, yargı yetkisine sahip ulusal, bölgesel ve uluslararası mahkemeler ve idari organlarla paylaşmak üzere yetkilendirilmeli ve yeterli kaynaklarla donatılmalıdır. Kamuya açık raporlamaları suç ve ihlal kalıplarının çözümlemesini ve kimlik tespitini içermelidir.

Faillerin bulunması

Ülkede mutlak cezasızlıkla işlenen suçların ağırlığı ve boyutu göz önüne alındığında, İran’daki insan haklarının durumuna ilişkin BM Özel Raportörü’nün görevini yerine getirmesi için bu tür işlevlere sahip bir mekanizmaya acilen ihtiyaç var. Özel Raportör, “1988’deki zorla kaybetmeler, yargısız ve keyfi infazlar ve Kasım 2019’daki protestolar dahil olmak üzere kalıcı cezasızlıkla karşılanan uzun süredir devam ede gelen sembolik değeri olan olaylarla ilgili hesap verebilirliğin” aciliyetinin altını çizdi.

Özel Raportör, Ekim 2021 ve Ocak 2022 raporunda BM Üçüncü Komitesine yaptığı açıklamada, “hesap verebilirliğin önündeki yapısal engeller” ve “hesap vermek bir yana, soruşturmaları yürütmede herhangi bir ilerleme veya siyasi irade bulunmayışı” üzerinde de durmuştu. Özel Raportör, İran’ın mevcut “yönetim sistemi içinde, insan hakları ihlalleri için hesap vermenin en iyi ihtimalle keyfi ve en kötü ihtimalle imkansız hale geldiğinin açık olduğunu” vurguladı ve “uluslararası toplumun, aşağıdakiler de dahil olmak üzere diğer mevcut kanalları kullanmasının zorunlu hale geldiğini” vurguladı. “Uluslararası toplumun hesap verebilirlik yolları aramak için uluslararası forumlar da dahil olmak üzere […] mevcut diğer kanalları kullanması zorunlu hale geliyor[…] Uluslararası toplumun müdahalesi olmaksızın bu tür ciddi ihlaller devam edecektir.”

İnsan hakları savunucularının birçok aile mensubunun tehdit edilmesinin yanı sıra, insan hakları savunucuları şiddetli baskı altına alındı ve evlerine baskın düzenlendi. İnsan hakları savunucuları ve mağdurların yakınları, uluslararası toplumun İran’da protestolara yönelik peş peşe cinayetleri ele almak üzere anlamlı adımlar atmaması karşısında artan hayal kırıklığını dile getiriyorlar. 21 Eylül’de güvenlik güçleri tarafından öldürülen 21 yaşındaki Milan Hacici’nin babası şunları söylüyor: “İnsanlar BM’nin bizi ve protestocuları savunmasını bekliyor. Ben de [İran makamlarını] kınayabilirim, tüm dünya onları kınayabilir ama bu kınama nereye kadar?”

Uluslararası toplumun bağımsız, soruşturma, raporlama ve hesap verebilirlik mekanizması oluşturma biçimindeki anlamlı eyleminin zamanı çoktan geldi ve geçiyor. 



Apsny News

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: