Güncel

Evde ne kadar siyaset konuşuyoruz? Aynı aile içerisinde farklı siyasi tercihler…



Futbol ve siyaset Türkiye’de en fazla konuşulan konular arasında. İnsanlar bazen aynı takımı destekliyor, bazen farklı. Bu siyasi sohbetler için de geçerli. Kimi A partisini, kimi B partisini destekliyor. Seçim yaklaştıkça sohbetlerde de siyasetin dozu artmakta.

Sosyal bilimciler örneğin çiftlerin farklı siyasi partilere oy vermesinin uzlaşma kültürünü yansıttığını belirtiyor. 

Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Nilüfer Narlı, Türkiye’deki vatandaşların oy verme davranışlarında eski zamanlarda “mobilize oy verme davranışının” görüldüğünü dile getiriyor. Bu tarz oy verme davranışının özellikle kırsal alanlarda karşımıza çıktığını aktaran Narlı, değerlendirmesine şöyle devam ediyor:

“Mobilize oyda özellikle muhtarın ya da ağanın bölgesinde işaret ettiği partiye tüm köylüler de oy veriyordu. Daha sonrasındaki oy verme davranışlarına baktığımız zaman, ailenin siyasi eğilimlerinin özellikle babanın gölgesinde şekillendiğini ve bunun eşlerle çocuklara hatta torunlara kadar yansıdığını görüyoruz.”

KADINLARIN EĞİTİM SEVİYESİNİN ARTMASIYLA

Bu oy verme davranışlarında son 4-5 yıldır bir değişim gözlemlendiğini vurgulayan Prof. Dr. Narlı, 18-25 yaş arasının ve Y kuşağının bireysel oy vereceğini kaydediyor. “Geçmişte çok gözlemledik, kadınlar eşlerinin oy verdiği partilere oy veriyorlardı. Kocası da bu oy tercihini kendi babasından, ailesinden alıyordu. Fakat günümüzde kadınlar kendi tercihlerini belirlemeye başladılar” şeklinde konuşan Narlı, o nedenle bugün karşımıza farklı siyasi partilere oy verebilecek çiftler çıktığını aktarıyor. Narlı, oy verme davranışında bireysel tercihlerin ön plana çıkmasını ise, son 50 yılda yaşanan kentleşme, modernleşme ve eğitime kadınların büyük oranda katılması olarak açıklıyor.

Siyaset Bilimci Şahika Güler de kadınların eğitim seviyesinin yükselmesine dikkat çekiyor. Güler, eğitim seviyesinin yanı sıra kadınların ekonomik bağımsızlıklarının artmasının aile içinde bireylerin farklı oy kullanma eğiliminde olmasını etkileyen faktörler arasında yer aldığına vurgu yapıyor. Gençlerin, özellikle Z kuşağının özgürlük duygusuna önem vermesinin, ailelerinden farklı siyasi görüşlere sahip olmasının ardındaki nedenler arasında yer aldığını aktarıyor. Güler, “Ben bunu bir çatışma olarak değil, aile içinde demokratik şekilde farklı görüşlerin ifade edilmesi olarak görüyorum” diyor.

KENTTE YETİŞEN 3. NESİL

Prof. Dr. Narlı, vatandaşların 1980’lerden itibaren şehirlere geldiğini anımsatarak, son 10 yılda kentlerde yetişen 3. nesil olan gençlerin siyasi eğilimleri doğrultusunda tercih yapmak istediğine işaret ediyor. “2000’li yıllardan itibaren insanlar çok farklı kaynaktan ve sosyal medya paylaşımlarından bilgileniyorlar” diyen Narlı, siyasi gelişmelerle ilgili bilgi alma kanallarının değiştiğinin altını çiziyor.

“İnsanlar 1950’lerde radyo dinlerken, bugün tek tuşla kişi istediği bilgiye ulaşabiliyor” yorumunu yapan Narlı, bunun getirdiği değişimin etkilerinden birini de eşlerin farklı oy verme tercihleri olduğunun altını çiziyor. Narlı sözlerini, “Bu duruma bir çatışma diyemeyiz, bu farklı siyasi fikirlerin aynı çatı altında yaşamayı öğrenmesidir” ifadesiyle noktalıyor.

PEKİ EŞLER ARASINDAKİ SİYASİ GÖRÜŞ AYRILIĞI?

Evlilik Terapisti Uzman Psikolog Cem Keçe, siyasi görüşlerin farklı olmasının ilişkilerde bir çatışma kaynağı olabileceğini belirtiyor. “Çünkü, biz henüz gelişmekte olan bir toplumuz” diyen Keçe, eşlerin farklı partilere oy vermesinin evlilikler için bir sinyal olduğuna dikkat çekiyor. “Burada bir çatışma var” açıklamasını yapan Keçe, durumu şöyle açıklıyor:

“İki şey olabilir. Birincisi, dünya görüşleri farklı iki kişi evlilik yapmıştır ki bu yanlış bir durumdur. İkincisi de eşler arasında bir inatlaşma vardır ve bu inatlaşma da farklı partilere oy verme şeklinde kendini gösterebilir. Bu da ayrı bir krizdir ve sağlıklı değildir.”

Kendisinin de bu sebepten kavga eden çiftlerle karşılaştığını aktaran Keçe, “Onlara farklı partilere oy vermenin ilişkileri için ne anlama geldiğini soruyorum ve onlarda bir farklılık yaratmaya çalışıyorum. Bunun sonunda da ya dünya görüşlerinin farklı olduğunu görüyorlar ya da inatlaştıklarını” diyor. Sorun bulunduktan sonra da çözümler üzerinden ortak yol bulmaya çalıştıklarını dile getiren Keçe, “Sandığa girdikten sonra sonuçta hepimiz özgürüz ama bunu birbirimizin canını acıtacak bir duruma dönüştürmeye gerek yok” ifadesine yer veriyor.

sibel.gulersoyler@haberglobal.com.tr

Kaynak: Web Özel




Apsny News

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu