Güncel

Kılıçdaroğlu’na güvenmeyen seçmen, Muharrem İnce’ye yöneliyor



Haber Global ekranlarında yayınlanan Müzakere programına konuk olan Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Destici, “Kılıçdaroğlu’na güvenmeyen seçmen Muharrem İnce’ye yöneliyor” dedi.

BBP lideri Destici’nin açıklamalarından önemli satır başları:

-Büyük bir deprem afeti yaşadık. 50 binden fazla vatandaşımızı kaybettik, büyük bir coğrafya, 11 il ama devletimiz büyük. İlk günden beri biz deprem bölgesindeydik. Sadece biz değil pek çok STK da orada. İçişleri Bakanlığı ve AFAD da destekliyor. Buradan bakanımıza da gençlerimiz adına da bir kere daha teşekkür ediyorum. Bugün dünden daha iyi oluyor. İyi kelimesini bile kullanırken tereddüt ediyorsanız. Çünkü orada yaralar büyük oranda sarılmış ama zorluklar devam ediyor.

-Devletimiz tüm gücüyle sahada. Ramazan’ın bereketi de bölgeye sağanak şeklinde yağacak. Bir de Şanlıurfa ile Adıyaman’da sel felaketi oldu. Önce Şanlıurfa’ya gittik, alt geçitte 5 vatandaşı kaybettik. Dereye yakın bölgelerde öyle bir sel afeti gelmiş ki, bir evin birinci katının tamamını su doldurmuş, tarifi bile zor bir afet. Selle de birlikte insanların evleri kullanılamaz hale geldi. Zaten buralar fakir diyebileceğimiz varoşlar diye nitelendirilen semtler. Ama devletimiz tüm gücüyle orada. Pek çok da evin içine girdik. Mesela birisi, benim kocam kayınpederim, oğlum hapiste, dedi. Benim yeni ihtiyaçlarım hasıl oldu, devlet onu da karşılıyor dedi. Talep edilen her şey karşılanıyor. 

-Şu an hatalar bertaraf edildi, onların getirdiği bazı olumsuzluklar da var. Şanlıurfa’daki alt geçide giriş yasaklandı. İlk deprem olduğunda düşünülseydi belki de 5 kişi ölmezdi. Maalesef bu tür şeyler yaşanmadan bazı dersler alınmıyor. Bunu Bozkurt’ta da gördük. Bitlis’te gördük. Dükkanlar devlet tarafından istimlak edileceği zaman bazen düşük bazen yüksek fiyat veriliyor dediler, ben burada garantinizim dedim. En son Şanlıurfa’da yaşanan da öyle. 40 yılda 50 yılda bir yaşanan selden bahsediyoruz. Biz felaketten önce gelseydik deseydik insanlara buraları yıkmamız lazım diye, kimse kabul etmezdi. 

-Bir binanın başında vatandaşımız 3 yavrusu kalmış orada, bunun partisi yok, Alevi’si, Sünni’si yok. O sel felaketi çok kötü, tüm alt katlar sular altında kalmış.

2023 SEÇİMLERİNDE BBP’Yİ NELER BEKLİYOR?

-14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerin öncelikle insanımıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Önemli olan milli iradedir. Barışı savunan herkesin milli iradeyi savunması gerekir. Türkiye’de özellikle 12 Eylül’den sonraki seçimlerde demokratik teamüller içinde yapıldığını düşünüyorum. Seçim güvenliği diye bir problem yok Türkiye’de. Her sandık başında 10-15 kişi var. Oylar sayılırken birilerinin lehine ya da aleyhine bir şeyler yapması mümkün mü? Herkes oraya görevlisini koyduğu zaman, kendi partisi için bir sorun yaşamaz. 

-Muhalefetin seçim güvenliği ile ilgili ortaya atılan iddialar, seçim sonucunda aleyhlerinde bir sonuç çıkarsa ve bu da ufak bir farkla olursa diye bir mazeret üretme. Muharrem İnce oylara sahip çıkılmadığını söyledi. İnce’nin itiraz etme hakkı yoktu ki zaten, 10 milyon fark vardı, 21 puan farkla bitmiş bir seçimin nesini tartışacaksın? Muhalefet 200 bin sandığa görevli koyamadıysa sandık güvenliğinden bahsedemez. CHP gibi partiler hem görevli hem de müşahit koyuyor. 2018 seçimlerinden sonra da istikrarlı bir yönetim var. Geçmişe bakınca dersimizi çalıştık baktık. Öyle dönemler var ki 3 buçuk ayda 1 yılda 10 yılda hükümetler değişmiş. 

-15 Nisan 1973’te kurulan hükümet 1974’te bitmiş. Yani, bir sürü örnek var böyle. Yönetimde 5 yıldır Türkiye, istikrarlı bir şekilde yönetildi. Beğenirsiniz beğenmezsiniz bunu zaten halk gösterecek. 36 parti seçimlere girecek, şimdi biraz serbest bırakıldı, bu kadar kolay olmuyordu, sayı 36 oldu. Önü açıldı. O zaman 10 siyasi parti katıldı, 7’si ittifak yaptı. Sadece Vatan Partisi ve HÜDAPAR temsil edilemedi, onların oyu da binde 5. Halkın önemli bir çoğunluğu temsil imkanı buldu, meclise girdi. Biz Başkanlıktan ülkenin istikrarından yanayız ama elbette ki bu sistemin noksanlıkları da var. 

-Muhalefetin metinlerine bakınca, Kılıçdaroğlu çok büyük laflar etti, Cumhurbaşkanının partili olmaması konusunda. Şimdi en az iki yıl öyle devam edecek, yeterli çoğunluk olmazsa öyle devam edecekler, parti başkanı olması yetmiyor bir de 5 genel başkan bir de 2 belediye başkanı yardımcı var. Bir de diyorlar ki, belediye başkanları o görevlerini de sürdürecek. Bunu dünyanın neresinde duyduk. Masada ne açıklandı, neyin altına imza atıldı biz ona bakarız. Zamanında istediğinde atanacaklarının söylenmesi konusunda da samimi değiller, krizin devam etmemesi mümkün değil. 

-Davutoğlu, dış politikayı ben alacağım diyor. CHP’nin ve İYİ Parti’nin dış politikada kurmayları var. Davutoğlu’nun dış politikadaki bazı sorunların sorumlusu olarak görülüyordu. Başta liderler kendileri bunu söylediler. 

-Bu sistemde siyasi partilerle ve seçim kanunu ile ilgili, cumhurbaşkanı yardımcılarının seçilmesi ile ilgili, ikinci bir meclisin olmasıyla ilgili düzenlemeler lazım. Parlamentoyu güçlendirmek istiyoruz. Kuvvetler ayrılığı kesinleşti ama hala anlaşılamadı. Hala vatandaşlar, milletvekillerinden kendi haklarıyla ilgili işler yapılmasını istiyorlar. 

KILIÇDAROĞLU İLE HDP GÖRÜŞMESİNDE ‘ŞEHİTLER GÜNÜ’ POLEMİĞİ

-Ben CHP’nin bir gün önceki güne almak istediğini ancak HDP’nin kabul etmediğini ve sonrasında ertelendiğini biliyorum. 

-Güneydoğu’nun bütün illerini gezdim. Her yere gittik. 2 hafta önce de Diyarbakır’daydım. Orada şunu görüyorum, HDP ya da PKK sempatizanları pusuya yatmışlar, Millet İttifakı ile seçimi kazanacaklar ve açılım sürecindeki haline dönmek istiyorlar. Şu anda HDP aday çıkarmadık ve Kılıçdaroğlu’nu destekleyecek. Kılıçdaroğlu, bu yolda herkese her istediğini veriyor, henüz kimseye hayır dediğini görmedik.

-Ortak kararla aday belirlenecek denildi ama önceden belli ki 5 lider anlaştı ve Meral Hanım’a istersen buyur git, diyecekleri kadar bir baskı oldu. Ben ülkem adıma endişeliyim, yoksa bir parti kazanmış bir parti kaybetmiş, hükümetler gitti geldi, beka dediğimiz olay tam da burada devreye giriyor.

-Kılıçdaroğlu’nun söylemleri ve CHP’nin eylemlerini görünce, Suriye’ye tezkereye ‘hayır’ demişler, HDP ile anlaşınca evet diyecekler mi? Biz burada AB kıstaslarını esas alacağız diyorlar. Hal böyle olunca bu harekatlar duracaktır. 

-Biz Balkanları 3 ay içinde kaybettik, uzun vadede 2 yıl içinde kaybettik. Biz tedbirli olmazsak ülke olarak buna yönelik adımlar atmazsak bir anda farklı bir sabaha uyanabiliriz. HDP’nin açıklamalarını gördük, Suriye’de kazandık sıra Türkiye’de diyorlar. Fırsat ellerine geçince bir anda öz yönetim bölgeleri ilan etmediler mi? Sur bölgesini de gezdim, cıvıl cıvıl ama eski günlere bir daha dönmemek lazım. Dünyanın hiçbir yerinde terör örgütünün partisi olmaz. Yöneticileri Kandil tarafından belirleniyor, herkes de bunu biliyor ama cımbızla delil arıyorlar. Niye, siyasi saikle bakıyorlar. Bunu kapatırsak yenisi kurulur, kurulamaz. 

-Terörle iltisaklı olan partiye 2 ay önce bloke koyup sonra blokeyi neden kaldırıyorsun? Kapatma davası var, en azından o bitene kadar bloke koyun, para gitti PKK’ya. Geri alabilecek misin o parayı? Bütün vebal yetim hakkıdır, onlara ‘evet’ diyenlerin boynunun borcudur.

KILIÇDAROĞLU, HDP İLE NE GÖRÜŞTÜ?

-HDP ile Kılıçdaroğlu görüşmelerinde şeffaf değil, özerklik, anadilde eğitim, PKK’lı belediye başkanların göreve gelmesi, Suriye’nin kuzeyindeki yapının tanınması ve Suriye’deki harekatların durdurulması başlıklarında görüştüklerini düşünüyorum. Kandil’i bombalayacağız demesi, bir seçmen kitlesinin tepkisini dindirmek, tıpkı HDP görüşmesinden sonra şehit ailesini ziyaret etmesi gibi. Gitsin bakalım bir de Diyarbakır annelerine, neden gitmiyor? HDP’den çekindiği için gidemiyor. 

-CHP’de de İYİ Parti’de de HDP ile görüşülmesine tepki gösteren bir kitle var. Seküler laikçiler olabilir, ulusalcı ya da Atatürkçü milliyetçi denebilir ama bunlar gerçeği biliyorlar. Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile birlikte bir çekince oldu. Yavaş olsaydı böyle bir çekince olmazdı, İmamoğlu’nda da belki bir parça olabilirdi ama Kılıçdaroğlu, ama terör örgütünün söylemlerini dile getiriyor. PKK terör örgütüdür diyor ama uzantısı YPG için diyemiyor. Kayyumlar boşuna atanmadı, devlet, PKK ile ilgisi olan belediye başkanını orada oturtacak mı? Yargılandıkları zaman yerlerine kayyum atıyor, bundan daha doğru ne olabilir ki? 

TÜRKİYE’DE KÜRT SORUNU DEĞİL TERÖR SORUNU VAR

-Kim Kürt sorunu var diyorsa PKK’ya hizmet ediyordur. Türkiye’de Kürt sorunu değil terör sorunu vardır. Birçok sorun çözüldü. Kürt sorunu varsın diyenler bana bunu bir cümleyle anlatsın dedi. Demirtaş, bundan, bir statü sorunu diye bahsediyor. Statü kazanmaları lazım onlara göre, hatta devletleşmeden bahsediyorlar. Ayrı bir devlet kurmak istiyorlar, birlikte yaşama iradesini reddediyor. Kılıçdaroğlu’na da Babacan’a da soruyorum, Demirtaş böyle tarif ediyor, siz nasıl tarif ediyorsunuz? Demokrasi anlamında bir sorun yok, çözüldü. Eğer, Demirtaş gibi düşünüyorlarsa terörle aynı görüşteler demektir. HDP eşittir PKK. 

-Kongre yapıyorlar bunlardan birisi Sırrı Süreyya Önder. Meral Hanım’ın kırgınlığı sürüyor. Seçim zamanında ben Kılıçdaroğlu ile olsa bile diğer liderlerle çok yakın olacağını düşünmüyorum. Temel Bey’in olması istediği gibi bir ittifak olursa CHP listelerinden girecekler, İYİ Parti hiçbirini almıyor, madem onu istediğiniz oradan girin, kimse bana milletvekili adaylığında birlikte olalım demesin, dedim. Bu İzmir’deki kongreye katılmamasının nedeni bir kırgınlığının olması. Akşener, PKK eşittir HDP diyorsa sizin adayınız, HDP ile görüştü, neden buna sessiz kalıyorsunuz diyorum. Neresinden bakarsan tutarsızlık, neresinden bakarsan ilkesizlik dedi. 

-Meral Hanım ne dedi, görüşebilir ama masaya getiremez dedi. Ama seçilse iki tane bakan atasa, vali yapsa, harekatı geri çekse o zaman ne yapacak? Hükümet oldun diye de her şeyi yapamazsın, bir de devlet var, devletin kurumları var. Cumhurbaşkanı yetkileri var ama Sayın Erdoğan Türk devlet geleneğiyle bağdaşan bir dış politika izledi. İçeride de baktığınız zaman hatası var ama ana meseleler de ana konular da Libya, Azerbaycan konusu bunlardan bütün Türk milleti memnun kalmadı mı? Bir Türk devletinin Doğu Akdeniz’de hissedilmesi hoş karşılamadı mı? PKK’nın engellenmesi… ABD’ye rağmen harekatlar düzenlenmesi. Bütün bunlar ele alınınca millet, devletim emin ellerde, diyor. Öyle bir denge koydu ki Türkiye. Bir yandan Ukrayna’ya İHA satılıyor, bir yandan Rusya’dan dünyaya tahıl veriyor.

-İYİ Parti seçmeni zaten Kılıçdaroğlu’nun aday olmasını bundan istemiyor, seçmenlerin çoğu muhafazakar ve milliyetçi tabandan geliyor. Parti içindekilerin çoğu rahatsız. 

-Yeniden Refah Partisi’nin Cumhur İttifakı içinde olmasını arzu ederdim, hala da ederim, ittifakın genişlemesi için kıymetli ve önemli buluyorum. Görüşmeler sürüyor, bizim de görüşmelerimiz var, ana merkez Cumhurbaşkanı ve AK Parti heyetinde. HÜDAPAR teröre karşı olduğunu söylüyor. Ülkenin bütünlüğü, marşımız, bayrakla ilgili bir dertleri yok. HÜDAPAR ile HDP’yi aynı kefeye koymak haksızlıktır. Hizbullah’ın yaptığı eylemleri hiçbirimiz kabul etmiyoruz, onlar da etmiyor.

-HÜDAPAR’ın programındaki pek çok şeye karşıyım. HÜDAPAR sadece Erdoğan’a desteğini açıkladı. HDP gibi bir kağıt verip, biz bunları istiyoruz gibi bir talebi yok, HDP gibi “Türklük kavramı anayasadan çıkarılsın” gibi talebi yok ve başkanın açıklamaları da ortada. HÜDAPAR’ı bu kadar tartışma konusu haline getirenler PKK gibi bir terör örgütünden bahsetmiyor, Hizbullah’ın devamı değiliz diyorlar ama HDP biz PKK’nın partisiyiz diyor, onları nasıl bir tutabiliriz. 

KILIÇDAROĞLU’NA GÜVENMEYEN SEÇMEN, MUHARREM İNCE’YE YÖNELİYOR

-Muharrem İnce kendine has bir siyasetçi, bir kitlesi var, son anketlerde de oyları yükseldi. Tamamen Atatürkçü ve laik bir çizgide, ulusal milliyetçide, devletin varlığı ve bütünlüğünü ön planda tutan bir politika izliyor. Sayın Kılıçdaroğlu’na güvenemeyen seçmen İnce’ye yöneliyor. Sahada gördüğümüz şu var Cumhurbaşkanımız seçimi birinci turda kazanıyor. Milletvekili seçimlerinde de Cumhur İttifakı 300’ün altına düşmüyor. Bu son durumda Cumhur İttifakı’nın 300’ün altında kalması gibi bir şey görünmüyor. 

-Bu seçim inşallah sakin bir dönem yaşarız. Önümüzde Ramazan.

Down Sendromlu evlatlarımız bizim emanetimiz, onlara sahip çıkmakla yükümlüyüz. Bugün bir de Nevruz Bayramı, tüm Anadolu coğrafyasının kutladığı bir bayramdır, Türk dünyasına hayırlı olsun, tüm Müslümanların mübarek Ramazan aylarını da kutluyorum.

 

 

Kaynak: Haber Global


Apsny News

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu