Politika

Skandal dolandırıcılık: Yeni bilgiler – Diken


Editöre not

Bu haber Diken’in özel haberidir. Kısaltıp kaynak belirtmek ve bağlantı vermek koşuluyla kullanılabilir. Lütfen emeğe saygı gösterin, ‘kopyala yapıştır’ yapmayın.

Diken, Denizbank’ın bir şube müdürünün tutuklanması üzerine patlak veren ‘skandal dolandırıcılık’la ilgili yeni bilgilere ulaştı

Dolandırıcılık ne zaman dallanıp budaklandı?

Müşteriler ‘fon’a ne denerek ikna edildi?

Galatasaray camiasından kaç kişi, ne kadar dolandırıldı? 

‘Tezgah’ tam olarak ne zaman, nasıl çöktü? 

Denizbank nasıl bir yol izledi, neler yaptı?

Soruşturmanın merkezindeki isim Seçil Erzan neye hazırlanıyor?

Başlangıç…

Tutuklu şube müdürü Seçil Erzan ile Galatarasay camiasından isimler arasındaki güven ilişkisinin temeli Denizbank’ın Galatasaray Spor Kulübü’yle 25 Mart 2013’te imzaladığı sponsorluk anlaşmasıyla atılıyor. Anlaşma kapsamında Galatasaray Spor Kulübü’nün bankacılık faaliyetlerini Denizbank üstleniyor. Dolayısıyla, Erzan’ın müdürlüğündeki Florya şubesinde, teknik ekip, futbolcular ve idari personel dahil onlarca Galatasaraylıya hesap açılıyor ve her türlü işlemleri bu hesaplardan yapılmaya başlıyor.

Hal böyle olunca mudiler ile Erzan arasında zaman içinde ister istemez bir yakınlık kuruluyor.

2022’de dallanıp budaklanıyor

Erzan Nisan 2022’de Levent Büyükdere şubesinin başına getirildiğinde bazı hesapları da yeni şubesine taşıyor. ‘Fon’ üzerinden dolandırıcılık bu tarihten sonra dallanıp budaklanmaya başlıyor. Bir tahmine göre ‘taş çatlasa iki üç yıllık bir olay’ bu.

Nitekim, soruşturma kapsamında ifade veren bir işadamı, 2011’den beri tanıdığı Erzan’ın ‘fon’dan ilk olarak ‘2022 yılı içerisinde’ bahsettiğini söylüyor.

Erzan, Galatasaray camiasından bazı isimleri de ‘fon’a katılmaya 2022’de ikna ediyor. Örneğin, Selçuk İnan’ın ‘fon’a girişi Ağustos 2022, Arda Turan’ınki Kasım 2022.

Tahmin: Camiadan 30-40 kişi, 30-35 milyon dolar

Erzan’ın Galatasaray camiasından ‘fon’a katılmaya ikna ettiği kişi sayısı ‘30 ila 40’, bu kişilerden topladığı para ise ‘30-35 milyon dolar’ olarak tahmin ediliyor.

Şu ana kadar ortaya çıkan rakamlara bakılırsa bu tahmin iyimser bile kalabilir.

Zira savcılık ifadelerinde Arda Turan 7,5 milyon dolarının, Emre Belözoğlu ise 4,2 milyon dolarının dolandırıldığını söyledi. 

Sabah’ın -kaldırılan- haberinde de Selçuk İnan’ın 1,5 milyon dolar, Emre Çolak’ın 4 milyon dolarının dolandırıldığı aktarılıyordu.

Yani onlarca kişiden bahsedilen bir dolandırıcılıkta sadece dört kişinin telaffuz ettiği rakamların toplamı 17 milyon 200 bin dolar.

Sadece almıyor, veriyor da…

Burada dikkat çekmek gereken bir nokta var.

Erzan ile ‘fon’ müşterileri arasındaki para trafiği tek yönlü değil. Zira Erzan zaman zaman müşterilerine ‘kar’ ya da ‘faiz’ adı altında ya da talep üzerine anaparadan ödemeler yapıyor.

Örneğin, Selçuk İnan, ifadesinde Erzan’a 4 milyon dolar verdiğini, 1,5 milyon dolarını geri alamadığını söylüyor. 7,5 milyon doları dolandırılan Arda Turan’ın ‘fon’daki parası bir ara 15 milyon doları buluyor. Semih Kaya’ya ödenen -en az- 1,5 milyon liradan bahsediliyor.

Para trafiğinin çift yönlü işlediğine ilişkin teyite muhtaç başka duyumlar da var.

Peki ama nasıl?

Tüm bu olup bitenler içinde en çok merak edilen konularda biri de Erzan’ın bu kadar çok insanı böylesi bir ‘fon’a nasıl ikna ettiği. Bir başka ifadeyle bunca insanın Erzan’a nasıl inanıp kandığı…

Öncelikle yılların tanışıklığı, güven ilişkisi ve özellikle bazı müşterilerle samimiyet söz konusu. 

Dahası, Erzan ‘koskoca’ Denizbank’ın yıllardır şube müdürü. Arkasındaki kurum ve oturduğu koltuk Erzan’ın ikna gücünü, karşısındakinin ise Erzan’a güvenini pekiştiriyor.

Arada yapılan ‘kar’ ya da anapara ödemeleri de bir başka etken.

22 kişilik VIP listesi

Bir de şu var: Erzan, 22 kişilik bir listeden bahsediyor.

Öncelikle bu kişilerin ‘fon’dan yararlandığını ve bugüne kadar gayet iyi getiri elde ettiğini söylüyor. Bir tür VIP listesi bu.

Dahası listede Denizbank’ın tepe yönetiminden isimlerin de bulunduğunu dile getiriyor Erzan. Ve an az iki isim telaffuz ediyor (Selçuk İnan ve Emre Çolak’ın ifadelerinde adı geçen, Selçuk İnan’ın da avukatı Rezan Epözdemir’in Twitter paylaşımında kastettiği kişiler).

Kritik tembih

Diken’in öğrendiğine göre kritik bir tembihte de bulunuyor Erzan ‘fon’a davet ettiği müşterilerine. 

Şu minvalde bu tembih: Malum para pul yatırım işleri, ticari sır gibi kişiye özel, hassas mevzular. Çok da özel bir fon bu… O yüzden kimseyle paylaşmayın.

‘Tezgah’ın çöküşü

Tezgah’ bu ay başına kadar tıkır tıkır işliyordu. O derece ki örneğin Emre Belözoğlu’nun bir aracı üzerinden ‘fon’a katılım tarihi 17 Mart 2023. Dahası, Erzan’ın bu ayın ilk günlerinde bile ‘yokladığı’ isimler var…

Peki sonun başlangıcına nasıl geliniyor?

‘Fon’un müşterilerinden biri, bir hafta arayla ‘fon’a iki kez para aktarıyor. İlk yatırılan para karşılığında düzenlenen ‘banka evrakı’ Erzan tarafından kendisine iletiliyor. İkinci yatırılan para için 4 Nisan Salı günü gönderilmesi gereken evrak ise gelmiyor. 

Bunun üzerine Erzan aranıyor. Önce ulaşılamıyor. Ulaşıldığında ise Tekirdağ’da, Çorlu’da olduğunu, ertesi gün evrakı getireceğini söylüyor. Ancak çarşamba ve perşembe de geçiyor, evrak yok. 

Olup bitenden işkillenen müşteri nihayet cuma günü, yani 7 Nisan’da, yine Erzan’a ulaşıp artık şubeye gideceğini, kendisini şikayet edeceğini söylüyor. Erzan hiçbir sıkıntı bulunmadığını, bir müşteriden döndüğünü, trafikte sıkışıp kaldığını, evrakı hazır ettiğini, her şeyin üst düzey banka yöneticilerinin bilgisinde dahilinde yürütüldüğünü söylese de (yine aynı iki ismi veriyor) artık kar etmiyor. 

Nihayet müşteri öğlen saatlerinde elinde Erzan’dan ilk yatırdığı para karşılığında aldığı ‘evrak’la Levent Büyükşehir şubesine gidip olup bitenleri anlatıyor. Ve şube karışıyor…

Diken’e anlatılana göre şubede ‘şok’ yaşanırken bankanın bir müfettişi de orada. Dahası, ‘hemen 10 dakika sonra’ genel müdürlükten bir yetkili de şubeye geliyor.

‘En üst düzey’ banka yöneticilerininin ilk günlerdeki yaklaşımı, ‘Araştıracağız, değerlendireceğiz’ yönünde.

Bankadan suç duyurusu

7 Nisan Cuma günü olup bitenler üzerine Denizbank’ın hem Levent Büyükdere hem Erzan’ın bir önceki görev yeri Florya şubesinde teftiş başlatılıyor, ilgili tüm işlemler ve evraklar inceleniyor.

Bir yandan da Erzan’la temasa geçiliyor. Kendisiyle uzun uzun görüşülüyor, sorular yöneltiliyor.

Ve banka yönetimi tüm bu sürecin sonunda 10 Nisan Pazartesi sabahı Erzan hakkında suç duyurusunda bulunuyor.

Evet, Erzan’ın tutuklanmasına yol açan suç duyurularından biri bizzat Denizbank yönetimi tarafından yapılıyor.

Banka ‘resmen’ ne doğruluyor ne yalanlıyor ama Diken’in adliye kaynaklarından öğrendiğine göre suç duyurusu ‘güveni kötüye kullanmak’tan* yapılıyor. Bu, hüküm giyilse bile ‘yatarı olmayan, basit’ bir suç.

Erzan ertesi gün, yani 11 Nisan’da Erzan tutuklanıyor. Ama… ‘Güveni kötüye kullanmak’tan değil, ‘nitelikli dolandırıcılık’** ve ‘belgede sahtecilik’ten.*** Çünkü tek suç duyurusu Denizbank’ınki değil. Belli ki Erzan’a yöneltilen suçlamaların ağırlığı, eldeki kanıtlar ve -belki de ifadesine başvurulanların anlattıkları- üzerine savcı bu iki suçtan tutuklama istiyor, mahkeme de bu talebi yerinde buluyor.

İki personele ‘uzaklaştırma’

Banka, bir şey daha yapıyor.

Dolandırıcılık şikayetlerinde Erzan’la birlikte ‘evrak’larda adı ve imzası bulunduğu belirtilen iki Levent Büyükdere şube çalışanı ‘uzaklaştırılıyor.’

Nitekim bugün şubeyi arayıp söz konusu isimlerle görüşmek istediğimizi söylediğimizde her ikisinin de ‘yıllık izinde’ bulunduğu söylendi.

Muhabirimiz Canan Coşkun’un banka kaynaklarından edindiği bilgiye göre iki personelin, “İş akitleri devam ediyor, ancak iç inceleme süreci devam ettiği için görevden el çektirildiler.”

Öte yandan bazı haber sitelerinde öne sürüldüğünün aksine söz konusu üst düzey banka yöneticilerine yönelik bir savcılık celbi -şimdilik- söz konusu değil. Bu hafta içinde (26 Nisan Çarşamba günü) bir yöneticiyle savcılar arasında görüşme yapıldığı doğru, ancak Diken’e söylenene göre görüşme ifade verme değil, bilgilendirme bağlamında yapıldı.

Erzan ek savunma hazırlığında

Seçil Erzan 11 Nisan’dan beri tutuklu. Halen Bakırköy’deki kadın cezaevinde tutuluyor.

Diken’in öğrendiğine göre Erzan ilk ifadesinde her şeyi tam istediği gibi anlatamadığını düşünüyor. Bu yüzden ek savunma hazırlığında.

Yeni bilgiler şimdilik bu kadar…

Gelinen nokta

Başından beri soruşturmayla ilgili gizlilik kararı var. Bu nedenle, gerek savcılıktan gerekse avukatlardan bilgi akışı sınırlı. 

Dahası, birçok kişi böyle bir soruşturmada adının anılmasını istemiyor, o yüzden de medyaya konuşmaya pek hevesli değil. 

Buna karşılık, ilk haberimizde belirttiğimiz üzere, sessizliğin sona ermesi ve soruşturmanın genişletilmesi an meselesiydi…

Nitekim Denizbank hafta başında sessizliğini bozdu. Arda Turan ve Emre Belözoğlu savcılığa ifade verdi. Ardından Selçuk İnan ve Emre Çolak’ın ifadeleri sızdırıldı. İfadelerin yer aldığı haber kaldırılınca bu kez Selçuk İnan’ın da avukatlığını yapan Rezan Epözdemir, Twitter’dan Denizbank’a açıkça meydan okudu.

Dün de Fatih Terim savcılarla bilgilendirme amaçlı bir araya geldi. Terim’in önümüzdeki hafta savcılara elindeki ‘delil’lerle gidip resmi ifadesini vermesi bekleniyor.

Gelinen nokta itibariyle soruşturmanın ‘sessiz sedasız’ yönetildiği günler geride kalmış görünüyor.

Nasıl ortaya çıkmıştı?

12 Nisan’da haberturk.com’da ‘5 milyon dolarlık dolandırıcılık iddiası’ başlığıyla bir haber yayınlandı. Habere göre İstanbul’da ‘özel bir banka’nın şube müdürü ‘nitelikli dolandırıcılık’ ve ‘özel belgede sahtecilik’ suçlamasıyla tutuklanmıştı. Müdür, bir işadamını ‘özel bir fon’dan yararlandırma sözüyle kandırıp 5 milyon dolar dolandırmakla suçlanıyordu.

Soruşturmanın izini süren Diken, çarpıcı bilgilere ulaştı.

*haberturk.com’un haberinde adı anılmayan ‘özel banka’ Denizbank’tı. Yine adı verilmeyen tutuklu müdür de Denizbank’ın Levent Büyükdere şubesinin başındaki Seçil Erzan’dı. Erzan yaklaşık 10 yıl bankanın Florya şubesinin müdürlüğünü yürütmüş, geçen yıl Levent Büyükdere şubesinin başına getirilmişti.

*Dolandırıcılık tek bir işadamıyla sınırlı değildi. Onlarca kişi dolandırılmıştı. 

*Haberturk.com’un haberinde şube müdürünün ‘ünlü teknik direktör’ ve ‘spor camiasından isimler’i de ‘dolandırmaya kalktığı, ancak kayıtdışı para yatırmaya ikna edemediği’ belirtiliyordu. Tam öyle değildi… 

*Bir kere ‘ünlü teknik direktör’ diye anılan kişi Fatih Terim’di.

*‘Spor camiasından isimler’ olarak anılan kişilerden bazıları Emre Belözoğlu, Arda Turan, Fernando Muslera, Selçuk İnan ve Semih Kaya’ydı. Dahası, bu isimler, haberturk.com’un haberinde dendiğinin aksine düpedüz dolandırılmıştı.

*5 milyon dolar, dolandırılan toplam paranın yanında devede kulaktı. Örneğin, ‘spor camiasından isimler’den sadece birinin kaptırdığı para yaklaşık 7,5 milyon dolardı. 

*Bu isimlerden bazılarının yakınları da dolandırılmıştı.

*Dolandırıcılık ‘fon’dan ibaret değildi. Erzan, bir şekilde temin ettiği ‘imza’sını kullanarak en az bir müşterisine haberi olmaksızın yüklü miktarda ‘kredi’ kullandırtmıştı. Söz konusu kişinin şu an tam olarak bilemediği miktarda kredi borcu vardı.

Diken tüm bu bilgileri haberleştirip 20 Nisan’da ‘Skandal dolandırıcılık’ başlığıyla yayınladı.

Haberimizle ilgili olarak Denizbank’ın iletişim yetkilisinden aldığımız görüş ise şöyleydi: “Olay adli makamlara yansıdı. Savcılığın olayla ilgili gizlilik kararı var. O yüzden açıklama yapamıyoruz.”

Dosya ‘organize’ şubede

Ertesi gün, yani 21 Nisan’da çıkan Gazete Oksijen’de  ‘80 milyon dolarlık ‘Fatih Terim Fonu’ vurgunu’ başlıklı bir haber yayınlandı. 

Banka adının kullanılmadığı habere göre Erzan’ın tutuklandığı günden bu yana dosyaya onlarca şikayet dilekçesi girmişti. Dolandırılan toplam para 80 milyon dolardı. 

Dahası soruşturmayı asayiş değil organize suçlarla mücadele şubesi yürütüyordu, bu da emniyet birimlerinin örgütlü bir yapılanma olasılığını araştırdığını gösteriyordu.

Suç duyurusunda anlatılana göre Erzan, dolandırılan işadamına (haberturk.com’un haberindeki işadamı) ‘banka ibaresini taşıyan’ 3,5 milyon dolar ve 1 milyon 523 bin dolarlık iki ‘belge’ de göndermişti.

Denizbank’tan açıklama

Fotoğraf: AA

Diken’in haberinde adı açık olarak yazılan Denizbank, 24 Nisan akşamı sessizliğini bozdu.

Bankanın resmi sitesinden yayınlanan açıklamada, ‘iddia sahipleri’nin ‘piyasa koşullarının ötesinde fahiş faiz getirileri elde etmek amacıyla’ hareket ettiği, söz konusu ‘para alışverişleri’nin, ‘şube dışında, kayıt dışı ve nakit olarak yapıldığı, bankanın sisteminde hiçbir izi bulunmadığı, bankaya ait bir doküman ibraz edilemediği’ öne sürüldü.

Buna karşılık ‘süreçle ilgili yargı makamlarının alacağı karar doğrultusunda gereğinin yapılacağı’ kaydedildi.

Emre Belözoğlu ve Arda Turan’ın ifadeleri

25 Nisan’da Emre Belözoğlu ve Arda Turan, soruşturmayı yürüten savcıya mağdur sıfatıyla ifade verdi.

Diken’in öğrendiğine göre Arda Turan son altı ayda 7,5 milyon dolarının, Emre Belözoğlu ise bir buçuk ayda 4,2 milyon dolarının dolandırıldığını söyledi. Avukatları, iki ismin savcıya ‘delil‘ de sunduğunu söyledi.

Kaldırılan haber

Fotoğraf: AA

Sabah gazetesinin internet sitesinde 26 Nisan sabahı çıkan bir habere göre eski Galatasaraylı futbolcu Selçuk İnan ve Emrah Çolak (yine eski Galatasaraylı futbolcu Emre Çolak’ın kardeşi) aynı savcıya mağdur sıfatıyla ifade vermişti.

Habere göre Selçuk İnan, Erzan’a 4 milyon dolar verip 1,5 milyon dolarını geri alamadığını, Emre Çolak ise 4 milyon dolar teslim ettiğini söylemişti.

İkili, Erzan’ın yanısıra Denizbank’ın iki üst düzey yöneticisinden de şikayetçi olmuştu.

Haberde bu ifadeler üzerine söz konusu yöneticilerin ifade vermek üzere savcılığa getirilmesi için harakete geçildiği de öne sürülüyordu.

Haber, kısa süre sonra kaldırıldı.

odatv’nin aynı yöneticilerinin isminin verildiği haberine de 27 Nisan’da erişim engeli getirildi.

Avukatın çıkışı

Sabah’ın haberinin kayıplara karışmasının hemen ardından Selçuk İnan’ın da avukatlığını yapan Rezan Epözdemir, Twitter hesabından, ‘Denizbank A.Ş açıklamasına karşı kamuoyu açıklamamız’ notuyla bir paylaşımda bulundu.

Epözdemir’e göre Denizbank’ın 24 Nisan tarihli açıklaması ‘hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz’di.

Avukat, ‘müşteki mudi müvekkilleri’ adına özetle şunları savunuyordu: 

“Denizbank’ın Levent Büyükdere şubesine yapılan ödemelerin tamamı banka içerisinde ve bizatihi şube müdürünün odasında yapılmıştır. Ödemelere ilişkin bankanın kaşesi ve şube müdürünün ıslak imzasıyla antetli kağıda yazılı gerekli resmi belgeler de alınmıştır. 

Dahası, Erzan, bankanın kurumsal bir fonunun olduğunu, bu kurumsal fonun Denizbank’ın iki yöneticisi tarafından yönetildiğini ve fonun başında bu iki ismin bulunduğunu söylemiştir. Parayı da Denizbank’ın kurumsal fonuna yatırılmak üzere tahsil etmiştir. Bu husus, şüphelinin (Seçil Erzan’ı kastediyor) ifadesi ve müvekkillerin beyanlarıyla sabittir.

‘Bankacılık Zimmeti’ suçu sabittir. Banka, müvekkillerin zararlarının tamamından sorumludur.

Denizbank’ın maddi gerçeklerle örtüşmeyen açıklaması, yöneticilerini hukuki ve cezai sorumluluktan, bankayı da hukuki sorumluluktan kurtarmaya yöneliktir.”

Terim de savcılarla görüştü

Son olarak dün sabah (27 Nisan) Fatih Terim adliyeydi.

Avukatı Terim’in ifade vermediğini, savcılarla bilgilendirme amaçlı görüşmeler yaptığını söyledi.

Diken’in edindiği bilgiye göre Terim önümüzdeki günlerde müşteki sıfatıyla ifade vermek ve ‘delil’ sunmak üzere yeniden adliyeye gidecek.

*Güveni kötüye kullanmak, ‘başkasına ait olup zilyedliği kendisine devredilmiş mal üzerinde, kendisi veya başkası yararına, devir amacı dışında tasarrufta bulunmak’ demek. Karşılığı, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası; Türk Ceza Kanunu 155’inci madde.

**Bankacılıkta dolandırıcılık suçu, banka araç olarak kullanılarak ya da banka tarafından açılmaması gereken bir kredinin açılmasını sağlamak amacıyla işlendiyse ‘nitelikli dolandırıcılık’ kapsamına giriyor. Cezası en az dört yıl, 10  yıla kadar çıkabiliyor; 5 bin güne kadar çıkabilen adlî para cezası ise elde edilen kazancın en az iki katı. Dahası, suç, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlendiyse ceza yarı oranında, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiyse bir kat artırılıyor; Türk Ceza Kanunu 158’inci madde.

***Özel belgede sahtecilik, ‘bir özel belgeyi sahte olarak düzenlemek veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak biçimde değiştirmek ve kullanmak’ demek. Cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis. Türk Ceza Kanunu 207’nci madde.

Fatih Terim adliyedeydi

Denizbank’ın açıklamasına avukattan yanıt

Denizbank sessizliğini bozdu

‘Skandal dolandırıcılık’ta yeni ayrıntılar


Apsny News

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu