Politika

‘Skandal dolandırıcılık’ta yeni ayrıntılar – Diken


Diken’in dün akşam Yazılan, buzdağının ucu bile değil başlığıyla duyurduğu ‘skandal dolandırıcılık’la ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıktı.

Özel haberimizde İstanbul’da ‘sessiz sedasız’ yürütülen bir soruşturma kapsamında yıllarca Denizbank’ın Florya ve Levent şube müdürlüğünü yapmış Seçil Erzan’ın tutuklandığını, dolandırılanlar arasında Fatih Terim’in yanısıra Arda Turan, Emre Belözoğlu ve Fernando Muslera gibi isimlerin de bulunduğunu yazmıştık.

Erzan’ın bir işadamının 5 milyon dolarlık dolandırılıcık şikayeti sonucu tutuklandığını, ancak onlarca, belki yüzlerce mağdur bulunduğunu, 5 milyon doların yıllar içinde dolandırılan paranın yanında devede kulak kaldığını belirtmiştik.

Bugün çıkan Gazete Oksijen’de yer alan haberde şu ayrıntılara yer verildi:

*Erzan geçen hafta İstanbul Göktürk’teki evinde gözaltına alındı. Evinde arama da yapıldı. Ertesi gün tutuklama kararı çıktı.

*Soruşturmayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Yılmaz yürütüyor.

*O günden bu yana dosyaya onlarca şikayet dilekçesi girdi. Toplam rakam ise yaklaşık 80 milyon dolar.

*Soruşturmayı asayiş değil organize suçlarla mücadele şubesi yürütüyor, bu da emniyet birimlerinin örgütlü bir yapılanma ihtimalini araştırdığını gösteriyor.

*Oksijen’in haberinde tutuklanmaya yol açan şikayet dilekçesinden de bazı ifadeler aktarıldı. Buna göre Erzan, dolandırıldığından kuşkulanıp artık ‘fon’dan çıkmak isteyen işadamına banka ibaresini taşıyan 3,5 milyon dolar ve 1 milyon 523 bin dolarlık belge de göndermiş.

Diken ne yazmıştı?

Erzan, 2010’lu yıllarda Florya şube müdürüyken konumu gereği birçok müşterisinin güvenini kazandı. O derece ki bir mağdurun ifadesiyle, neredeyse ‘aileden biri’ydi.

Zaman içinde bu güven ilişkisini kullanarak hesabı kabarık bazı müşterilerine ‘özel bir fon’dan bahsetmeye başladı Erzan.

Çok geçmeden ‘fon’a para akışı başladı. 

Erzan, ‘fon’u cazip hale getirmek için bizzat Denizbank’ın bazı üst düzey isimlerinin de yatırımlarını bu fonda değerlendirdiğini ve iyi getiri elde ettiğini söylüyordu.

Hal böyle olunca, ‘fon’un cazibesi ortadaydı. Erzan, herhangi biri değildi, ‘koskoca’ Denizbank’ın şube müdürüydü. Yani arkasında bir kurum vardı. Dolayısıyla ‘fon’a güvenmemek için bir neden görünmüyordu.

Erzan, Florya’dan Levent şubeye atandığında işleri hayli ilerletmişti. Bankanın ve şubenin ağırlığını kullanarak müşterilerinden daha yüksek rakamlar isteyebilecek bir konuma da gelmişti artık.

Erzan, ‘tezgah’a düşürdüğü isimlerle yetinmedi. Bu kişilerin yakınları dahil başka isimleri de ‘fon’a para yatırmaya ikna etti. Kah bizzat bu kişilerin referansıyla kah bu kişilerden habersiz yakınlarını bizzat arayarak…

Dahası da var…

Erzan, hem ‘kredibilite’sini pekiştirmek hem de ‘devamlılık’ sağlamak için arada bazı ‘fon’ müşterilerine ‘kazanç’ da gösterdi. Halbuki bu ‘kazanç’, söz konusu ‘fon’dan değil, ‘tezgah’a yeni düşen müşterilerin parasındandı.

‘Kredi’ de kullandırdı

Skandal dolandırıcılık ‘fon’la sınırlı kalmadı.

Mağdurlardan birinin anlattığına göre Erzan, ‘fon’ müşterilerine ‘kredi’ kullandırmak dahil başka dolaplar da çevirdi. Ne var ki müşterilerin haberi yoktu. Erzan bir şekilde temin ettiği ‘imza’ları kullanarak çekiyordu bu kredileri.

Şu an dolandırılarak parası hiç edilen bazı mağdurların üstüne bir de yüklü miktarda kredi borcu var.

Nitekim, Erzan’ın tutuklanma gerekçelerinden biri ‘nitelikli dolandırıcılık’ken bir diğeri de ‘belgede sahtecilik.’

Sağırlar diyaloğu

Bütün bu olup bitenlerin gölgesinde banka ile mağdurlar arasında bir ‘sağırlar diyaloğu’ var.

Mağdurların anlatımına göre Denizbank yönetimi, dolandırıldığından şikayet edenlerin ‘parayı teslim etme’ (bavullarla, şube dışında, elden vb.) biçimini sorguluyor ve eleştiriyor. Kurumsal olarak bir bankaya giren tek bir kuruşun bile kaydının tutulduğunu, dolayısıyla kurum olarak bankanın ‘kayıt dışı’ paradan sorumlu tutulamayacağını savunuyor Denizbank.

Buna karşılık Diken’in öğrendiğine göre Denizbank’ın Florya ve Levent şubeleri teftişten geçiriliyor.

Mağdurlar ise Seçil Erzan’ı ‘kara gözü kara kaşı’ için değil, Denizbank’ın şube müdürü olarak muhatap aldıklarını, kuruma ve kurumun resmi temsilcisine güvendiklerini belirtiyor.

Bilinmeyen

Soruşturma bağlamında merak edilen bir konu da şu:  Seçil Erzan bu ‘tezgah’ı tek başına mı yoksa banka içinden ya da dışından bir ‘şebeke’yle birlikte mi kurup yürüttü?

Diken’e konuşan bir bankacı böylesi bir ‘tezgah’ın tek başına kurulup yıllarca yürütülmesine ‘pek ihtimal veremedi.’

Bu açıdan dikkat çeken noktalardan biri de şu: Diken’in öğrendiğine göre Erzan, tutuklanmadan önce banka yönetimi tarafından günlerce ‘sorgulanmış.’


Apsny News

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu