Apsny News

[ad_1]

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) Yaşayan Gezegen Raporu, gezegendeki canlı yaşamının karşı karşıya olduğu tehlikeyi çarpıcı rakamlarla gözler önüne serdi. Dünya genelinde 5 bin 790 omurgalı hayvan türüne ait 35 bin 803 popülasyonun incelendiği çalışmada, izlenen yaban hayvanı topluluklarının ortalama büyüklüğünün yüzde 73 azaldığı belirlendi. Araştırmaya göre
en ağır kayıp nehirler, göller ve sulak alanlarda yaşanıyor. Tatlı su canlılarının izlenen popülasyonlarında ortalama yüzde 85’lik azalma dikkat çekerken, karasal yaşam alanlarında bu oran yüzde 69, denizlerde ise yüzde 59 olarak hesaplandı. Özellikle nehirlerin yönünün değiştirilmesi, barajlar, su kirliliği, aşırı avlanma ve sulak alanların kurutulması canlı yaşamını tehdit ediyor. Tatlı sularda kaydedilen gerileme, içme suyu kaynakları ve tarımsal üretimin bağlı olduğu ekosistemler açısından da ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.

LATİN AMERİKA’DA YÜZDE 95 KAYIP

Bölgesel veriler ise çok daha çarpıcı. Latin Amerika ve Karayipler’de izlenen yaban hayvanı popülasyonlarının ortalama büyüklüğü yüzde 95 azalırken, Afrika’da yüzde 80, Asya-Pasifik bölgesinde yüzde 49’luk gerileme belirlendi. Kuzey Amerika’daki düşüş yüzde 28, Avrupa ve Orta Asya’da ise yüzde 23 düzeyinde kaldı. Ancak bu farkın önemli nedenlerinden biri, Avrupa ve Kuzey Amerika’da doğal yaşam alanlarının büyük bölümünün ölçümlerin başlangıcından önce zaten zarar görmüş olması.

HER İKİ POPÜLASYONDAN BİRİ GERİLİYOR

Raporun dikkat çeken bir başka bulgusu da izlenen popülasyonların yüzde 43’ünün artış göstermesi, yüzde 7’sinin ise sabit kalması. Diğer yüzde 50’lik bölümde düşüş yaşanırken, azalan popülasyonlardaki kayıpların büyüklüğü küresel ortalamayı aşağı çekiyor. Doğadaki tahribatın başlıca nedenleri arasında tarım alanlarının genişlemesi, ormansızlaşma, aşırı avlanma, iklim değişikliği, kirlilik ve istilacı türler bulunuyor.

KÜRESEL EKONOMİ DE TEHLİKEDE

Doğadaki kayıp yalnızca çevresel değil, ekonomik bir krize de dönüşüyor. WWF’nin değerlendirmesine göre küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yarısı bir şekilde doğal sistemlere bağımlı. Buna karşılık dünya genelinde kara ve iç su alanlarının yaklaşık yüzde 20’si, denizlerin ise yüzde 10’u koruma kapsamında bulunuyor. Mevcut taahhütler gerçekleşse bile korunan kara ve iç su alanlarının oranının yüzde 27, denizlerde ise ancak yüzde 12 seviyesine ulaşması bekleniyor. Doğaya zarar veren faaliyetlere yönlendirilen yıllık 2,6 trilyon dolarlık finansman da ekolojik krizin ekonomik boyutunu ortaya koyuyor.

KURNAZ’DAN KRİTİK UYARI

Boğaziçi Üniversitesi’nden iklim bilimci Prof. Dr. Levent Kurnaz ise doğadaki kayıpların yalnızca koruma alanları oluşturularak durdurulamayacağına dikkat çekiyor. Kurnaz, değerlendirmesinde şu uyarılarda bulunuyor: “Doğanın kendini yenileme gücü var. Koruma altına alınan bazı hayvan topluluklarının yeniden çoğalması bunu gösteriyor. Ancak yalnızca koruma alanları ilan etmek yeterli değil. Tarım, arazi kullanımı, üretim ve tüketim biçimlerimiz doğayı tahrip etmeye devam ediyor. Bir yandan canlı yaşamını korumaya çalışırken diğer yandan bu yaşamı tehdit eden düzeni sürdürüyoruz. Doğadaki kayıpları durdurmak istiyorsak enerji, gıda ve finans sistemlerini de değiştirmemiz gerekiyor. Asıl mesele, zarar ortaya çıktıktan sonra gidermeye çalışmak yerine tahribatı baştan önlemek.”

[ad_2]
Apsny News

[ad_1] Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) Yaşayan Gezegen Raporu, gezegendeki canlı yaşamının karşı karşıya olduğu tehlikeyi çarpıcı rakamlarla gözler önüne serdi. Dünya genelinde 5 bin 790 omurgalı hayvan türüne ait 35 bin 803 popülasyonun incelendiği çalışmada, izlenen yaban hayvanı topluluklarının ortalama büyüklüğünün yüzde 73 azaldığı belirlendi. Araştırmaya göre en ağır kayıp nehirler, göller ve sulak […]

Doğada yüzde 95’lik çöküş, canlılar sessizce yok oluyor

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

@Apsny News

dorokolomontodurunkibelekşisoryollaki tamaharoşi mikoloji fataaamilrok vilork morokarşzorfali porraki şıllitorriki pulliji filletulpu lullu