Türkiye'de artık her yer 'dumanlı hava sahası'

30.05.2025 - Cuma 08:38

[ad_1]

MESUDE DEMİR

@mesudedemirr

Türkiye’nin tütünle mücadeleden vazgeçtiğini ve ülkenin her yerinin artık ‘dumanlı hava sahası’na dönüştüğü uyarısı yapan hekimler, Tütün Kontrol Programı’nın yeniden şekillendirilerek uygulanması çağrısı yaptı.

Fotoğraf: AA

Türk Tabipler Birliği (TTB) Tütün Kontrolü Çalışma Grubu ve İstanbul Tabip Odası (İTO) 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü’ne doğru ülkenin tütün politikalarına projeksiyon sundu.


Tütün salgını yaşıyoruz

TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, İTO Başkanı Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu, TTB Tütün Çalışma Grubu’ndan göğüs hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Osman Elbek ile Doç. Dr. Esin Tuncay, tüm dünya Türkiye’nin tütün kontrolü alanındaki başarılarını ve liderliğini konuşurken artık bu konudaki çöküşünü izlediğini söyledi: “2025 itibarıyla ülkemizde yaşanan tütün salgını kabul edilemez bir boyutta.” 

Türkiye, uluslararası halk sağlığı yasası olarak kabul edilen Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’ni 25 Kasım 2004’te Meclis’te onayladı. Onayın ardından ulusal tütün kontrol programımız yetkinleşti. Bu konudaki başarılı mücadele, uluslararası arenada fark edilmiş ve pek çok ödül alınmıştı.

Türkiye’de sigara üretimi, 2008-2011 arasında yüzde 17 azalırken 2011-2024 arasında yüzde 77 artarak 200 milyar adet sınırına ulaştı.

Yurtiçi sigara satışı, 2008-2011 arasında yüzde 15 azaldı. 2011-2024 arasındaysa yüzde 65 arttı ve 150 milyar adeti aştı. Sigara içme yasakları çiğneniyor. Türkiye ruhsatlı olmayan e-sigara ürünlerine ulaşmak, çiklet almak kadar kolay. Nargilecilerin sayısı durmaksızın artıyor.

Ekonomi bozuldukça tütüne tavizler arttı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ülkelere ulusal tütün kontrol programlarını altı adımda şöyle yürütmelerini tavsiye ediyor:

  • Dumansız hava sahası sağla (pasif duman etkilerinden korumak için)
  • Sigara bırakmayı teşvik et ( kamusal sigara bırakma poliklinikleri inşa et)
  • Farkındalık oluştur (hem sigaranın zararları hem tütün şirketlerinin nasıl politikalar ürettiği konusunda).
  • Tütün endüstrisine kesinlikle hiçbir yerde reklam ve sponsorluk izni verme.
  • Azami düzeyde yüksek vergi uygula (tütün ürünleri pahalı olsun, gençler ulaşamasın)
  • Yaptıklarını izle

Nitekim ülke ekonomisindeki bozulmanın sonuçlarını görmeye ve ölçmeye başladığımız 2010’lu yılların başında, tütün kontrol programından da fiilen vazgeçilmeye başlandı.

Türkiye’de herhangi bir kontrol programının uygulanmadığını vurgulayan Elbek “Program tümüyle çöktü. Her yer duman altı. Kapalı alanlar, sokaklar tümüyle tütün dumanı işgali altında” dedi.

Bugün (ocak-nisan 2025 arasında) özel tüketim vergisinin yüzde 23’ü tütünden geliyor. Kısa vadede devlete eliyle tütün ‘teşvik’i hazineye para kazandırıyor ama uzun vadede kaybettiriyor.

Hazineye gelen bu sıcak paranın tütün kontrolü politikasından uzaklaşmamızın önemli bir nedeni olduğunu belirten Elbek şunları söyledi:

“Bedeli Türkiye’de en çok ölüme ve hastalığa neden olan on hastalıktan sekizinin kaynağı tütün. Hem insanları hastalandırıyoruz ve öldürüyoruz hem de onların sağlık harcamalarını vergilerimizden finanse ediyoruz.

2014’ten sonra özellikle tütün ihracatında bir patlama var. Yani Türkiye özellikle Ortadoğu ülkelerine olmak üzere ölüm ihraç eden bir ülke haline geldi.”

Üç kişiden biri tütün kullanıyorsa, kontrol programı yoktur!

Türkiye tütün tüketimi artan nadir Avrupa ülkelerinden biri. Erkeklerin yüzde 46’sı, kadınların yüzde 24’ü, toplamda da yüzde 35’i sigara veya bir tütün ürünü kullanıyor.

Gençlerde oran erkeklerde yüzde 45, kadınlarda yüzde 21, toplamda yüzde 33.

15-29 yaş grubu arası gençler 17 yaşında tütün ürünlerini denemeye ve kullanmaya başlıyor. Elbek, “Bir ülkede üç insandan biri tütün kullanıyorsa o ülkede kontrol programı yoktur” dedi. 

(Soldan sağa) Dr. Esin Tuncay, Dr. Pınar Saip, Dr. Osman Küçükosmanoğlu, Dr. Osman Elbek.

Tütün şirketlerine destek veriliyor

Türkiye bu altlı bileşenin tümünü mevzuatına aktarmıştı. Ancak AKP hükümetleri bu kararlı tutumu 10 yıl bile sürdüremedi. Tütünle mücadele lafta kaldı. 

Bugün cumhuriyet tarihi boyunca hiç olmadığımız kadar kötü bir noktada olduğumuzu söyleyen Elbek, şöyle devam etti: “DSÖ çok kritik bir vurgu yapar. ‘Hükümetler yasalar, yönetmelikler, idari kararlar ve yaptırımlarla kamu politikasını şekillendirirler. 

Sivil toplum da bu sürece dahil olur, birlikte çalışır’ diyor. Türkiye’nin 2011’den sonra yapamadığı bu. Siyasi iktidarlar, hükümetler halk sağlığını, tütün kontrolünü tütün şirketlerinin ticari çıkarlarından korumak zorunda. 

Ancak Türkiye’de Türkiye Cumhuriyeti sadece Ocak 2019 ile Ağustos 2022 arasında tütün şirketlerine 53 ayrı proje desteği verdi. Bizim amacımız bunları kontrol etmekti, azaltmaktı. Teşvik değildi. Ulusal Tütün Kontrol Programının hiçbir kelimesinde teşvik yoktur.”

2023’te yapılan bir araştırma Türkiye’nin tütün politikalarını tütün şirketlerinin çıkarlarından korumada en kötü üçüncü ülke olduğuna söyledi. 

Benzer bir şekilde mevcut siyasi iktidarların tütün endüstrisiyle açık ve şeffaf ilişki kurmadığı Avrupa’nın birincisi, dünyanın dördüncüsü ülkesi konumda. Yani tütün şirketleriyle hükümetler arasında ilişki kapalı kapılar ardında, çıkar zeminde şekilleniyor gibi görünüyor.”

Nargile pazarı kayıt dışı 

TTB’nin konuyla ilgili diğer tespitleri özetle şöyle:

* Mevzuat hükümlerine uygun olmasa da hemen her köşede açılan nargile sunan işletmeler nedeniyle nargile iç pazarı hemen tümüyle kayıt dışına çıktı. 

* Sigara satış noktalarının hemen tamamı yasal mevzuatı ihlal ediyor. Tütün ürünlerinin doğrudan ya da dolaylı reklamı yapılıyor.

* Türkiye’de tüketilen sigaraların yaklaşık yarısı Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul ve İzmir’de satılıyor. Ancak söz konusu illerin yerel yönetimleri, Sağlık Bakanlığı ve il valilikleri tarafından sürdürülen tütün kontrolü uygulamalarına dahil edilmiyor.

Fransa plajlar, parklar ve okulların yakınında sigara içmeyi yasaklıyor

[ad_2]
Apsny News

YORUM YAZ

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.