Politika

Yargıtay’dan Gezi tebliğnamesi: Mücella Yapıcı dışındakilere onama talep edildi


CANAN COŞKUN

[email protected]

@canancoskun

Yargıtay başsavcılığı Gezi Parkı davasıyla ilgili hazırladığı tebliğnamede Osman Kavala’ya verilen müebbet hapis cezasıyla Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Hakan Altınay’a 18’er yıl hapis cezasının onanması istendi.

Mücella Yapıcı hakkında ‘kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden’ mahkumiyetin bozulması talep edildi.

Başsavcılık, TİP’ten Hatay milletvekili seçilen avukat Can Atalay hakkında yargılamanın durması gerektiği düşüncesine katılmadı. Tahliye edilip edilmemesiyle ilgili bir görüş bildirilmedi.

Görsel: Diken

Gezi Parkı davasında İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de hükmü açıklamış, ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlamasıyla Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet, diğer sanıklara 18’er yıl hapis cezası vermişti. Mahkeme, sanıkların ‘ceza miktarı ve adli kontrol tedbirinin tutuklamadan beklenen menfaati sağlayamayacağı’nı gerekçesiyle tutuklanmasına hükmetmişti.

Mahkemenin hükmüne itirazı önce istinaf mahkemesi inceledi. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3’üncü Ceza Dairesi, kararı yerinde bulduktan sonra dosya Yargıtay’a taşındı. Nihai karardan önce Yargıtay başsavcılığı tebliğnamesini 7 Temmuz’da hazırladı.

Tebliğnameden öne çıkan kısımlar şöyle:

Tebliğnamede, 15 Temmuz darbe girişiminin yanında dönemin bakanlarının isminin karıştığı 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturması ‘darbe girişimi’ olarak tanımlandı. Gezi davasında ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlamasıyla ilgili değerlendirme yapılırken, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimleriyle ilgili Yargıtay kararlarına atıf yapıldı.

Delil yine tapeler

Davanın başlangıcında delil olarak gösterilen telefon tapelerinin Fethullahçı yargı mensuplarının usulsüz kararlarıyla kaydedildiği ortaya çıkmıştı. Savcılığın ‘yeniden kıymetlendirdiğini’ belirttiği tapeler tebliğnamede de karşımıza çıkıyor. Kavala’nın ‘gaz maskesi, poğaça ve plastik masanın sağlanması’ konuşmaları da bunlar arasında yer alıyor. Tebliğnamede, Kavala’nın rolüyle ilgili şöyle bir yorum yapılıyor:

“Sanık Mehmet Osman Kavala’nın oluşturduğu ağı bir vücut gibi düşündüğümüzde, sanığın, her faaliyetin icraya konulmasından önceki son karar mercii olduğu, bu yönüyle organizmanın beyni konumunda olduğu anlaşılmaktadır.”

STK’lara sesleniş

Başsavcılık, tebliğnamenin üçüncü bölümünde Gezi Parkı eylemleri sırasında düzenlenen forumlara ve etkinliklere değinildi. Savcılık, burada sivil toplum kuruluşlarına şöyle seslendi:

“Kendi ulusal bağımsızlığını koruyarak insan olmanın gereği hak ve özgürlüklere sahip olmanın yöntemi, sade halka demokrasi işlerinden anlamayan olarak bakıp yabancı eli mi aramaktır? Bu kadar hukukçusu, siyaset bilimcisi, tarihçisi olan ülkemizde, halkların daha ileri hak ve özgürlükleri elde etmeleri için yapılacaklar konusunda operasyon niteliği öne çıkan ve bunu yerel güçlerle ilerleten STK’lar için şu soruların cevaplanması gerekmektedir. Hangi saikle (İbn Haldun; geçim yolları, mülk bahsindeki ) buradaki geçim yolu ve yönetme motivasyonu nedir?”

Can Atalay yorumu

Tebliğnamede TİP’ten Hatay milletvekili seçilen avukat Can Atalay’ın hukuki durumuyla ilgili de görüş bildirildi. Gezi Parkı eylemleriyle ilgili soruşturma ve kovuşturmanın milletvekili seçilmeden önce başladığını belirten başsavcılık “Durma kararı verilmesinin gerektiği düşüncesine iştirak edilememiştir” yorumunu yaptı.

Trafik kazasından doğan tanıklık

Tebliğnamede, Kavala’yla ilgili ilgi çekici tanıklara da yer verilmiş. Tanıklardan ilkinin ismi ‘Ali Paçavra’. Paçavra, 25 Ekim 2017 tarihli bilgi alma tutanağında şunları anlatıyor:

“Ben Osman Kavala’yı yaklaşık 20 yıldır tanırım. Osmanbeyde Agos gazetesinin karşısında binası vardır. Ben bu şahısla 1995-2000 yılları arasında Üsküdar Kanaat Lokantasının önünde kullandığı araç ile arabama çarpma sonucu tanıştım, 2012 yılında benim bir davamdan dolayı Osmanbeyde bundan iş yerine fikir almak için dosyamı götürdüm, kendisiyle görüştüm. O da beni Merter’de bulunan açık adresini bilmediğim kendilerinin avukatlık ofisine gönderdi. Burada avukatlarla görüştüm. Dosyamı Yargıtay onadığı için bir şey yapamam dediler ve gönderdiler. Burada benim koliler içinde bulunan kitaplar dikkatimi çekti. Yaklaşık yedi-sekiz koli kitap vardı. Bu kitapların bir kısmı şu an FETÖ/PDY terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in yazmış olduğu Kırık Testi, diğer kısmı da Rus yazar Ivan Gonçarov’a ait kitaplardı.”

Tanıklardan diğerinin ismiyse ‘Duran Pehlivan’. Pehlivan, PKK üyeliğinden dolayı 7,5 yıl hapis cezası almış, cezaevindeki bir tanık. Pehlivan, 11 Aralık 2018 tarihli tanık beyanında şunları aktarıyor:

“(…) Benim de muhbirlik maksadıyla bir dönem takıldım İstanbul Maltepe Gülsuyu Mahallesi’nde örgüte ait bir dernekte Derya Tuna, Müslüm Cevahir, Burcu isimli hala tutuklu olduğunu bildiğim bir şahısla toplanmıştık. O gün Müslüm Cevahir cebinden tomar halinde kağıt belgeler düşürmüştü. Bu belgeleri ivedilikle incelediğimde İstanbul ilinde sol tandanslı örgütler tarafından sıkça eylem yapılan Gülsuyu ve Gazi Mahallesi ile Kartal, Ümraniye ilçelerinde ve ayrıca Okmeydanı‘nda yapılan eylemlere dair Osman Kavala‘nın ve bir kısım iş adamının bu eylemlerin finansmanı maksadıyla para verdiklerine dair belgeler mevcuttur. Ben bunları incelerken bir taraftan da fotoğraflarını çekmiştim. Fotoğrafların bulunduğu sd kart hükümlü olmam sebebiyle ailemdedir. Kendilerinden bu sd kartı bulmalarını istedim. Ailem eğer kartı bulursa Savcılığınızla irtibata geçeceğim.”

Gezi Parkı davasıyla ilgili nihai kararı Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi verecek.




Apsny News

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu