‘Zehirlenerek’ ölen aile: Şüphelilerin ifadesine ulaşıldı

[ad_1]
Böcek ailesinin ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan ve gözaltında bulunan şüphelilerin ifadesine ulaşıldı.

Almanya’dan İstanbul’a 9 Kasım’da tatil için gelen Çiğdem Böcek, çocukları Kadir Muhammet (6) ve Masal’ın (3) mide bulantısı ve kusma şikayetiyle hastaneye kaldırılıp hayatını kaybetmişti. Entübe edilen baba Servet Böcek de 17 Kasım’da vefat etti.
Böcek ailesinin kesin ölüm nedeni henüz bilinmese de ailenin ölümüyle ilgili soruşturmada midyeci, kokoreççi, lokumcu ve kafe sahibi 17 Kasım’da tutuklandı. Adli Tıp Kurumu ön raporunda kimyasal madde zehirlenmesi üzerinde durulduğu, gıda zehirlenmesinin ‘düşük olasılık’ olduğu belirtildi.
Kokoreççi: Olaydan bir hafta önce denetim yapıldı
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 11 kişinin emniyet ve savcılıktaki ifadelerine ulaşıldı.
Kokoreççi E.E, savcılıktaki ifadesinde dükkanda bulunduğu sırada siparişlerin hazırlanmasıyla herhangi bir şekilde ilgilenmediğini söyledi. İş yerinde kullandıkları malzemeleri dükkana satan firmaların getirdiğini, kendilerinin sadece ödemesini yaptığını öne sürdü.
Market zincirlerinden de malzeme aldıklarını belirten E.E, aynı ürünleri günlük 300-400 farklı kişiye verdiklerini, bu zamana kadar herhangi bir şikayetin olmadığını iddia etti.
E.E, ürünlerin hijyenine dikkat ettiklerini ve olaydan bir hafta önce iş yerinde denetim yapılarak ürünlerin hijyen kurallarına uygun olduğuna dair tutanak tutulduğunu savundu.
Lokumcu: Çocuklar herhangi bir ürün yemediler
Tutuklu şüpheli lokumcu F.T.’yse iş yerinde sigortalı olarak çalıştığını belirtti. İfadesinde şunları anlattı:
“Dükkan içerisinde çocuklar herhangi bir ürün yemediler. Ayrıca anne ve babaya ikram ettiğim nar çayından da içmediler. Müşterinin almış olduğu 200 lira karşılığındaki 1100 grama gelen lokumdan aynı gün içerisinden yaklaşık 200 farklı müşteriye satmışlığımız olmuştur. Satın almayan 200 farklı müşteriye de bu lokumdan tattırmışızdır.
Bu olayda da tanımadığım müşteri karışık lokum satın almıştı. Bizim lokumlarımız paketinden açılıp bittikçe tezgah önüne yenileriyle değiştirir. Haftada bir de aynı lokumun yenilerini sipariş ederiz. Meydana gelen ölüm olayıyla benim satmış olduğum herhangi bir ürünün bağlantısı olduğunu düşünmüyorum.”
Midyeci: Midyeyi adamla kadının yediğini gördüm
Tutuklu şüpheli kafe işletmecisi F.M.O. da çayları anne ve babanın, gazlı içeceğiyse çocukların içtiğini, iş yerinde günlük 150-200 kadar adisyon olduğunu, iş yerinde sirkülasyon fazla olduğu için içeceklerin her zaman taze olduğunu, ölümlerle bağlantısının olmadığını öne sürdü.
Bir diğer tutuklu şüpheli midyeci Y.D.’yse beş senedir midye sattığını, bu zamana kadar böyle bir olayla karşılaşmadığını, olay günü 1050 tane midye aldığını, saat 22:00 sıralarında bütün midyeleri bitirdiğini iddia etti.
Y.D, gün içerisinde aynı midyeden yaklaşık 10 tane yediğini ve midye yiyen aileye bir porsiyon satış yaptığını anlatarak “Midyeyi adamla kadının yediğini gördüm. Ancak çocukların yiyip yiyemediklerini görmedim” dedi.
İlaçlama şirketinin sahibi: Bu ilaçların öldürücü bir etkisi yoktur
Soruşturma kapsamında gözaltındaki şüphelilerin de emniyetteki ifadelerine ulaşıldı.
Şüpheli resepsiyonist M.M.U.D, olayın ilaçlamadan dolayı meydana geldiğini düşünmediğini, ilaçlanan odanın bitişiğinde oturduğunu söyledi.
M.M.U.D, “İş arkadaşlarımda aynı şekilde uzun süre çalışmaktadır. Herhangi bir olumsuzluk yaşamadık” dedi.
İlaçlama şirketinin sahibi şüpheli Z.K.’yse şirketinin altı yıldır faaliyet gösterdiğini, internet üzerinden sayfalarının olduğunu, haşere ilaçlama üzerine çalıştıklarını belirterek herhangi bir eğitim sertifikasının olmadığını, Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı ilaçları kullandıklarını öne sürdü.
Z.K. şunları söyledi:
“Bu ilaçların kullanıldığı bölge, oda, salon ve benzeri yerler ilaçlama yapıldıktan sonra kapatılır. Ayrıca hava sızması olmasın, koku çıkmasın diye de kapı aralıkları, pencereler ve havalandırma boşlukları bantlanır.
İlaçlanan alanın bir ya da iki saat bu şekilde durması, içeri kimsenin girmemesi gerekir. Ancak içeride biri olsa da bu ilaçların öldürücü bir etkisi yoktur. İlacın etkisinin süreceği zaman boyunca ilaçlanan alana girmemelerini söyleriz.”
Simitçi: Günde 3 bin simit, poğaça çıkarmaktayım, hepsi satılmaktadır
Simit işletmecisi şüpheli M.K. 14 yıldır simit sattığını, iki ayda bir rutin olarak İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından denetlendiğini belirtti.
M.K. şunları anlattı:
“Ben dükkanımda titizlikle temiz bir şekilde çalışırım. Bu olayın benim satmış olduğum simit, poğaça ürünleriyle alakalı olduğunu düşünmüyorum. Böyle bir şey olsaydı günde 3 bin adet simit, poğaça çıkarmaktayım. Bu çıkardığım ürünlerin hepsi satılmaktadır.”
İlaçlama şirketi çalışanı: Tuvalet kapısının bantlanmasını özenle yaptım
İlaçlama şirketinde çalışan şüpheli D.C., günlük yevmiyeyle çalıştığını, ilaçlama eğitimi aldığını ve oteli kendisinin ilaçladığını söyledi.
D.C.’nin ifadesi şöyle:
“Resepsiyonda duran kişiyle görüşerek ilaçlama şirketinden geldiğimi, aynı odanın tekrardan ilaçlanacağını söyledim. O da beni resepsiyonun hemen yanında bulun 101 nolu oda olan duble yerin kapısını açarak içeriye aldı.
Daha önce ilaçlama yaptığım ilaçları suyla karıştırarak 1 litrelik sprey pompayla ilaçlamasını yaptım. Olay günü sızmaları engellemek amaçlı tuvalet kapısının bantlanmasını özenle yaptım. Hatta çıkarken odanın kapısını da bantladım.”
Resepsiyonist: 12 Kasım’da normal çalışacaktım ancak arkadaşımla görüşmek için yalan söyledim
Otel işletmecisi şüpheli H.O., ayağındaki rahatsızlıktan dolayı yaklaşık üç aydır otele bir kez gittiğini, kendi yokluğunda otele H.D.’nin baktığını, otelin ruhsatının tam olduğunu ve oteli işlettiği süre zarfında benzer bir şikayetin olmadığını ileri sürdü.
Şüpheli R.B. ise üniversite öğrencisi olduğunu, geçimini sağlamak için iki aydır otelde resepsiyonist olarak çalıştığını, 11 Kasım 2025’te otele gittiğinde 101 numaralı odanın kapısında bantlar olduğunu, lobide herhangi bir koku hissetmediğini anlattı.
R.B. şunları söyledi: “12 Kasım’da normal çalışacaktım ancak arkadaşımla görüşmek için hastayım diye lobide çalışan arkadaşımdan çalışmasını istedim. Ben aslında hasta değildim. Sadece arkadaşımla görüşmek için yalan söyledim. Zaten böyle bir rahatsızlığım bulunsaydı hastaneye giderdim. Olayları sonradan öğrendim.”
İlaç şirketi sahibinin çocuğu: Otel ilaçlandığında Fatsa’daydım
Diğer şüpheli S.K. de ilaç şirketinin sahibinin babası olduğunu, herhangi bir görevinin olmadığını, sadece SGK girişinin bulunduğunu öne sürdü.
S.K.’nin ifadesi şöyle:
“Kesinlikle şirkette çalışmıyorum. Bir senedir Ordu’da ikamet ederim. Çalışan D.C. beni arayarak polis memurlarının kendisini arayarak kullanmış olduğu ilaçlardan numune alacaklarını söyledi. Tek gitmek istemediği için beni de çağırdığını söyledi. Ben otel ilaçlandığında Fatsa’daydım.”
Soruşturma kapsamında Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde gözaltındaki yedi şüphelinin işlemleri devam ediyor.
‘Zehirlenerek’ ölen aile: Midyeci, kokoreççi, lokumcu ve kafe sahibi tutuklandı
Midye ve kumpir yedikten sonra ‘zehirlenen’ aile: Otel mühürlendi
[ad_2]
Apsny News