[ad_1]
Türkiye’nin ev sahipliği ve başkanlığında 9-20 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’nde önemli gündem başlıklarından biri elektrifikasyon.
Elektrifikasyon önemli çünkü Uluslararası Enerji Ajansı ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı analizlerine göre küresel ısınmanın 1,5°C ile sınırlandırılabilmesi için elektriğin toplam nihai enerji tüketimindeki payının 2035’e kadar yüzde 35’i, 2050’ye kadarsa yüzde 50’yi aşması gerekiyor.
Türkiye hedefini daha da yüksek tuttu: 2040’ta yüzde 36 elektrifikasyon.
Enerji sektörünün karbonsuzlaşmasına katkıda bulunmak amacı taşıyan SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Araştırma Koordinatörü Hasan Aksoy Diken’e 9 Soruda elektrifikasyonu anlattı:

1.Elektrifikasyon nedir? Elektrifikasyon=temiz enerji mi?
Elektrifikasyon, ulaşımda petrol ürünleri, binalarda doğal gaz ve kömür, sanayide ise fosil yakıtlar kullanılarak işletilen makine, ekipman, sistem ve üretim süreçlerinin elektrik enerjisiyle çalışır hale getirilmesidir. Enerji dönüşümünün temel bileşenlerinden biri olan elektrifikasyon, nihai enerji tüketiminde fosil yakıtların yerini elektriğin almasını sağlayarak ekonominin karbonsuzlaşması için önemli bir potansiyel sunar. Bu potansiyelin hayata geçirilmesinde ise elektrik üretiminin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla dönüştürülmesi belirleyici rol oynar.
Ancak elektrifikasyon, tek başına temiz enerji dönüşümü anlamına gelmez. Elektriğin fosil yakıtlardan üretilmeye devam ettiği bir sistemde, son tüketim sektörlerinde elektriğe geçişin sağlayacağı emisyon azaltımı sınırlı kalır. Elektrifikasyonun iklim hedeflerine anlamlı katkı sunabilmesi, yenilenebilir enerji kapasitesinin eş zamanlı olarak artırılmasına ve elektrik kullanımının fosil yakıt tüketimini gerçekten ikame etmesine bağlı. Bu çerçevede temiz elektrifikasyon, yalnızca enerji tüketiminde elektriğin payını artırmayı değil, elektrik üretimini temiz kaynaklara dayandırarak ulaşım, binalar ve sanayi sektörlerinde fosil yakıtların yerini elektrik temelli çözümlerin almasını ifade eder.
2.Elektrifikasyonun maliyeti ne? Maliyeti fosil yakıttan elde edilen enerjiden daha mı düşük?
Elektrifikasyonun maliyetini yalnızca ilk yatırım harcamaları üzerinden değerlendirmek doğru değildir. Elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji santralleri, depolama sistemleri ve elektrikli araç şarj altyapısı önemli yatırımlar gerektiriyor. Nitekim Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Milli Enerji 2040 vizyonunda, yalnızca iletim ve dağıtım altyapısı için 116 milyar dolar, elektrikli araç ekosistemi ve şarj altyapısı için ise yaklaşık 28 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor.
Bununla birlikte, elektrikli teknolojiler fosil yakıtlı alternatiflerine kıyasla çok daha verimli çalışıyor. Enerji tüketimini ve işletme maliyetlerini azaltıyor. Örneğin elektrikli araçlar içten yanmalı motorlu araçlara göre yaklaşık üç kat daha verimliyken, ısı pompaları kullandıkları bir birim elektrik karşılığında birkaç kat daha fazla ısı sağlayabiliyor. Ayrıca fosil yakıt ithalatının azalması, Türkiye’nin enerji ithalat faturasını ve dışa bağımlılığını düşürme potansiyeli taşıyor. Son dört yılda yıllık ortalama 70 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen enerji ithalat faturası dikkate alındığında, elektrifikasyonun ekonomik faydaları ilk yatırım maliyetlerinin çok ötesinde değerlendirilmelir. Bu nedenle yatırım ve işletme giderleri, enerji verimliliği kazanımları ve azalan yakıt ithalatı birlikte ele alınarak toplam sistem maliyetine odaklanılmalıdır.
3.Türkiye’nin nihai enerji tüketiminde elektriğin payı ne kadar? Enerji politikamızda eletrifikasyon yönünde bir eğilimin işaretleri var mı?
Elektriğin Türkiye’nin nihai enerji tüketimindeki payı yaklaşık yüzde 21 seviyesinde. SHURA analizleri, 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu bir dönüşüm için bu oranın 2035’te en az yüzde 30’a, 2053 yılında ise yaklaşık yüzde 55’e ulaşması gerektiğine işaret ediyor. Yeni açıklanan Milli Enerji 2040 vizyonundaysa elektrifikasyon oranının 2040 yılında yüzde 36’ya çıkarılması hedefleniyor. Bu hedef, Türkiye’nin enerji tüketimini elektrik temelli bir yapıya dönüştürme yönündeki politika yaklaşımını ortaya koyuyor.
Bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için elektrikli araçların yaygınlaşması, binalarda elektrikli ısıtma ve soğutma sistemlerinin kullanımının artması ve sanayide elektrik kullanımının genişlemesi gerekiyor. Bununla birlikte elektrifikasyonun iklim hedeflerine katkı sağlayabilmesi, artan elektrik talebinin yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasına ve şebeke altyapısının bu dönüşüme hazır hale getirilmesine bağlı.
4.Türkiye’nin elektrifikasyonuyla ilgili ulusal yol haritası çıktı mı?
Milli Enerji 2040 vizyonu, elektrifikasyonun yalnızca elektrikli araçların yaygınlaştırılmasıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda iletim ve dağıtım altyapısının güçlendirilmesi gerektirdiğini ortaya koyuyor. Bu kapsamda 2040’a kadar iletim altyapısına 36 milyar dolarlık yatırım yapılması, yüksek gerilim hatlarının uzunluğunun 77 bin kilometreden 112 bin kilometreye, trafo kapasitesinin ise 200 bin megavattan 316 bin megavata çıkarılması planlanıyor.
Bu hedeflerin hayata geçirilebilmesi için sanayi, ulaştırma ve binalar gibi son kullanım sektörlerine yönelik kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerin belirlenmesi, sektörel uygulama planlarının hazırlanması ve bunların finansman, altyapı ve düzenleyici politikalarla desteklenmesi gerekiyor. Dolayısıyla açıklanan vizyon önemli bir çerçeve sunuyor, ancak hedeflerin somut uygulama adımlarına ve sektörel yol haritalarına dönüştürülmesi belirleyici olacak.
5.COP31 başkanlığının açıkladığı elektrifikasyonda 2035 yılına kadar yüzde 35 hedefine ulaşmak ne derece gerçekçi bir taahhüt?
Bu enerji dönüşümünü hızlandırmak açısından önemli ve iddialı bir hedef. Ancak mevcut eğilimler, bu hedefe ulaşmak için çok daha güçlü politika ve yatırım adımlarına ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Bu nedenle yüzde 35 hedefi, yalnızca bir siyasi taahhüt olarak kalmamalı ve sektörel hedefler, şebeke yatırımları, finansman mekanizmaları ile uygulama planlarıyla desteklenmeli.
6.Elektriği üretmek kadar depolamak da önemli. Bu konuda adımlar atılıyor mu?
Elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payı arttıkça, üretim ile tüketim arasındaki dengeyi sağlamak ve sistemin esnekliğini artırmak daha da önemli hale geliyor. Güneş ve rüzgar gibi kaynakların üretimi hava koşullarına ve günün saatlerine bağlı olduğu için enerji depolama, elektriğin ihtiyaç duyulduğu zamanda kullanılmasını sağlayan temel araçlardan biri. SHURA’nın değerlendirmelerine göre Türkiye’de elektrifikasyonun hızlanabilmesi için yenilenebilir enerji yatırımlarının yanı sıra depolama teknolojilerinin yaygınlaştırılması, iletim ve dağıtım şebekelerinin güçlendirilmesi ve akıllı şarj ile talep tarafı katılımı gibi esneklik çözümlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla depolama, elektrifikasyonun destekleyici unsurlarından biri değil, dönüşümün sağlıklı ve güvenilir biçimde ilerlemesi için gerekli altyapının temel bileşenlerinden biri.
7.Türkiye fosil yakıt dışında hangi kaynaklardan elektrik enerjisi üretebiliyor? Bu kaynakları çeşitlendirmek ne derece mümkün?
Türkiye fosil yakıtların yanı sıra güneş, rüzgar, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle gibi yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretebiliyor. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisi, Türkiye’nin elektrifikasyon sürecini destekleyecek güçlü bir potansiyel olarak öne çıkıyor. 2040 için yenilenebilir enerjinin elektrik kurulu gücü içindeki payının yüzde 77’ye çıkarılması hedefi de bu iki kaynağın enerji dönüşümündeki önemini ortaya koyuyor. Türkiye’nin güneş ve rüzgar kapasitesini artırması, elektrik üretiminde fosil yakıtlara bağımlılığı azaltırken elektrifikasyonla büyüyecek talebin temiz kaynaklardan karşılanmasına da katkı sağlayabilir. Ancak bu kaynakların potansiyelinden tam olarak yararlanmak için şebeke altyapısının güçlendirilmesi, depolama yatırımlarının artırılması ve sistem esnekliğinin geliştirilmesi gerekiyor.
8.Bir yandan elektrifikasyon hedeflerimizi ortaya koyarken diğer yandan fosil yakıt kullanarak enerji üretecek tesisler, kömür madenleri açmaya ve bunları planlamaya devam etmek bize neyi gösteriyor?
Bu durum, Türkiye’nin enerji dönüşümünde hedefler ile uygulama arasında önemli bir uyum ihtiyacı bulunduğunu gösteriyor. Bir yandan yenilenebilir enerji kapasitesini artırmak ve elektrifikasyonu hızlandırmak hedeflenirken diğer yandan fosil yakıt altyapısına yönelik yeni yatırımların sürmesi, uzun vadeli dönüşümün yönü konusunda belirsizlik yaratabilir. Enerji talebindeki hızlı artış ve enerji güvenliği kaygıları, kısa vadede mevcut kaynakların kullanımına ilişkin kararları etkileyebilir. Ancak yeni fosil yakıt yatırımları uzun ömürlü altyapılar yaratarak gelecekte fosil yakıtlardan çıkışı zorlaştırma ve emisyonları yüksek seviyelerde tutma riski taşır. Bu nedenle enerji güvenliği, yatırım kararları ve iklim hedefleri birbirinden bağımsız ele alınmamalı, yeni yatırımların Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle uyumu ve uzun vadeli ekonomik etkileri birlikte değerlendirilmeli.
9.Fosil yakıttan ‘adil’ çıkış nasıl mümkün olabilir?
Fosil yakıtlardan adil çıkış, yalnızca kömür, petrol ve doğal gaz kullanımının azaltılması değil, bu süreçten etkilenecek çalışanların, bölgelerin, işletmelerin ve tüketicilerin de dönüşümün parçası haline getirilmesi anlamına geliyor. Özellikle kömür madenciliği ve fosil yakıt temelli sanayinin yoğun olduğu bölgelerde yeni istihdam alanları yaratılması, çalışanların yeni sektörlere geçişini destekleyecek eğitim ve beceri programlarının geliştirilmesi ve yerel ekonomilerin çeşitlendirilmesi gerekiyor. Düşük gelirli hanelerin enerji maliyetlerindeki değişimden olumsuz etkilenmemesi için sosyal destek mekanizmaları da önem taşıyor. Bu süreçte çalışanların, yerel yönetimlerin, iş dünyasının, sendikaların ve sivil toplumun karar alma süreçlerine katılımı sağlanmalı. Adil bir dönüşümün temel koşulu, fosil yakıtlardan çıkışın ekonomik ve sosyal maliyetlerinin toplumun belirli kesimlerine yüklenmemesi ve dönüşümün sağlayacağı yeni fırsatların daha geniş kesimlere yayılması.
[ad_2]
Apsny News


Erdoğan Azerbaycan yolcusu – Diken
Köpeğiniz somurtuyorsa vardır bir nedeni
İklim Ağı’ndan Türkiye’nin 2040 enerji planına tepki: Kömürden çıkış takvimi yok, nükleer var
Af Örgütü’nden altı soruda COP31: İklim krizinin tablosu
Fatma Betül Sayan Kaya tutuklandı
Mekke Anlaşması teklifinin ilk maddesi Meclis’ten geçti
Kadavradan organ naklinde geri kaldık: Her gün 13 kişi ölüyor