Apsny News

Af Örgütü’nden altı soruda COP31: İklim krizinin tablosu

Af Örgütü’nden altı soruda COP31: İklim krizinin tablosu
Okundu
06 Kasım 2026 - 10:02

[ad_1]

9-20 Kasım’da devletler, bilim insanları, aktivistler, şirket lobicileri, diplomatlar, yerli halklar ve iklim değişikliğinden etkilenen topluluklar, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31’inci Taraflar Konferansı (COP31) için Antalya’da toplanacak.

Uluslararası Af Örgütü, altı soruda COP31’in önemini, iklim krizinin kritik tablosunuyla zirvenin ev sahipleri Türkiye ve Avustralya’ya düşen sorumlulukları ele aldı…

Fotoğraf: AA

Af Örgütü’nün açıklaması şöyle:

1- Türkiye’deki iklim zirvesi neden önemli?

COP31, iklim krizini görmezden gelmenin daha da zorlaştığı bir yılın sonunda düzenleniyor. Eylül 2026’da BM, dünyanın gelecek birkaç yıl içinde küresel ısınmayı sanayi devrimi öncesi seviyelerin 1,5 derece üzeriyle sınırlandırma hedefini aşacağını ilk kez kabul etti.

Ekim 2026’da BM Çevre Programı, iklim hedeflerini korkunç boyutlarda aşmamak için dünyanın gelecek dört yıl içinde karbon emisyonlarını yaklaşık beşte bir oranında, on yıl içinde ise yarı yarıya azaltması gerektiği uyarısı yaptı.

Aşım ne kadar yüksek ve uzun süreli olursa, insanlar, ekosistemler ve ekonomiler için tehlike de o kadar büyük olacak. Zarar telafi edilemeyecek. İnsan ve gezegen hayatı için her bir ondalık derece önem taşıyor. Buna karşın büyük ekonomiler yeni fosil yakıt üretim projelerini onaylamaya devam ediyor ve sübvansiyonlar, vergi indirimleri ve diğer destek türleriyle kömür, petrol ve doğalgaza olan bağımlılığı sürdürüyor.

2- İklim değişikliği insan haklarını nasıl etkiliyor?

Herkes, temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşama hakkına sahip. İklim değişikliği; yaşam, gıda, su, sağlık, barınma, kültür ve yeterli yaşam standardı haklarını da tehdit ediyor.

2026’da dünyanın farklı bölgelerinde eşi benzeri görülmemiş iklim kaynaklı afetler ve bunların insan haklarına etkisi açıkça görüldü: Himalayalar’da bir buz kütlesinin feci şekilde çökmesi sonucu Nepal ve Tibet’te sel baskınları meydana geldi, 1400’den fazla kişi hayatını kaybetti. Yıl başında Mozambik, Esvatini, Güney Afrika ve Zimbabve selden etkilendi. Sel baskınlarında 200’den fazla kişi öldü, evler yıkıldı, sağlık merkezleri ve okullar zarar gördü, tarım arazileri ve geçim kaynakları ağır etkilendi.

Rekor sıcaklık dalgaları ve kuraklık, Türkiye, Endonezya, Avrupa, Kuzey Afrika ve Kanada dahil dünyanın dört yanında on binlerce kişiyi öldürdü, şiddetli orman yangınlarını körükledi. Yangınlar ağır hasara ve tahliyelere neden oldu.

İklim çöküşünün insani bedelini gözardı etmek artık mümkün değil.

3- Fosil yakıtlardan çıkış neden gerekli?

İnsanların fosil yakıtlar yakmasının, atmosferimizde yoğunlaşan sera gazı emisyonlarının esas kaynağı olduğunu biliyoruz. Bu gazlar güneşin ısısını hapsederek uzun vadede gezegenin ortalama sıcaklığının artmasına yol açıyor, hava koşullarında değişikliklere ve deniz seviyelerinin yükselmesine neden oluyor.

Deniz seviyelerinin yükselmesi küçük ada devletlerini ve alçak rakımlı kıyı arazilerinin büyük bölümünü yok edecek. Fosil yakıtların, rüzgâr ve güneş enerjisi gibi pek çok alternatifi var. Yenilenebilir enerjiyle çalışan elektrikli sistemlere geçişteki küresel eğilim son derece önemli, ancak bu geçiş insan haklarına saygı göstermeli, fosil yakıt ekonomisinin suistimal ve eşitsizliklerini yeniden üretmemeli.

4- Sivil alanın korunması neden COP gibi bir BM zirvesi için önemli?

Birleşmiş Milletler (BM) iklim konferansları, yerli halkların, tüm çeşitlilikleriyle sivil toplum temsilcilerinin ve iklim adaleti için kampanya yürüten toplulukların yanı sıra neredeyse tüm devletlerin de bir araya geldiği az sayıdaki küresel alandan biri. Zirveye, fosil yakıt lobicileri de katılacak.

COP’da sivil alanın korunması, fosil yakıt sektörünün engellemelerini aşmak ve etkili iklim eyleminin kararlaştırılmasını sağlamak için elzem. Bu haliyle dengeler fosil yakıt sektöründen yana ve COP’da sivil toplumun korunmasıyla ilgili bir gerileme bu dengesizliği daha da artıracak. Devletler ve şirketler, protestoları kriminalize ediyor ve çevre savunucularını taciz, gözetim, gözaltı ve şiddete maruz bırakıyor. İklim adaleti, onu talep etme özgürlüğü olmadan sağlanamaz.

5- COP31’de ev sahibi ülkelere ne gibi sorumluluklar düşüyor?

Bu yılki olağandışı liderlik anlaşması, zirvenin ortak ev sahipleri olarak Türkiye’ye ve Avustralya’ya ciddi sorumluluk yüklüyor. Türkiye COP31’e ev sahipliği yaparken Avustralya resmi müzakerelere liderlik edecek. Her iki ülke de inandırıcı iklim liderliği sergilemeli.

Avustralya küresel iklim müzakerelerine liderlik etmekle fosil yakıtların çıkarılmasını ve kullanımını desteklemeye devam etmek arasındaki çelişkiyle yüzleşmeli. Pasifik toplumlarının taleplerinin COP31 sonunda somut çıktılara dönüşmesini sağlamalı. Ülke içinde yerli halklara, Pasifik’teki komşularına ve iklim değişikliğinden öncelikli etkilenen diğer topluluklara yönelik zararı derinleştiren fosil yakıt projelerini genişletirken, bir yandan da inandırıcı bir iklim liderliği iddiasında bulunamaz.

Türkiye’nin kömüre bağımlılığı ve fosil gaz arayışı, ülkeyi yüksek emisyon rotasına hapsetme riski taşıyor.

COP31’de ortak geleceğimizi korumakla ilgili önemli müzakerelerin etkili ve eşitlikçi olabilmesi için Türkiye insan haklarına ve bu hakları savunan kişilere baskısını sonlandırmalı.

6- Devletler, COP31’de hangi konularda uzlaşmalı?

Uluslararası Af Örgütü devletleri, üç öncelikli konuda ilerlemeye çağırıyor:

  • İklim krizini kaynağında durdurun: Fosil yakıtları yaygınlaştırmayın. Kömür, petrol ve doğalgazdan tam, hızlı, adil, finanse edilen ve insan haklarına uygun çıkışı hızlandırın. Tarihsel olarak emisyonlardan en fazla sorumlu devletler, daha ileri ve hızlı adım atmalı. Yenilenebilir enerji fosil yakıttan ucuz. Devletler, fosil yakıt sektöründeki müttefiklerini vergi mükelleflerinin finanse ettiği sübvansiyonlarla desteklemeye son vermeli.
  • Toplulukları geçiş süreciyle destekleyin: Adil geçiş girişimleri için uluslararası işbirliğini koordine etmek amacıyla COP30’da kurulan Adil Geçiş Mekanizması’nı işler hale getirin, yeterli finansmanla destekleyin ve hesap verebilir olmasını sağlayın. Yerli halklar, işçiler ve etkilenen topluluklar kararlara doğrudan katılmalı.
  • İklim finansmanını artırın: Yüksek gelirli, yüksek emisyon oranlarına sahip ülkeler, fosil yakıtlardan adil çıkış, uyum, kayıp ve zarar süreçlerini desteklemek, ormanları ve karbon depolayan kritik ekosistemleri korumak için büyük kirleticileri vergilendirmeli ve hibe temelli iklim finansmanını önemli ölçüde artırmalı. Bu destek insan haklarını korumalı ve düşük gelirli ülkeleri daha da borca sürüklemekten kaçınmalı.

Adalet, gezegenin ısınmasından en fazla sorumlu olanlarla adım atma kapasitesi en yüksek olanların harekete geçerek eylemlerinin sonuçlarını üstlenmelerini gerektirir.

50 sivil toplum kuruluşundan COP31 liderlerine ortak mektup

Tarkan COP31 için ‘Uyan’ şarkısını İngilizce söyledi

[ad_2]
Apsny News

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

dorokolomontodurunkibelekşisoryollaki tamaharoşi mikoloji fataaamilrok vilork morokarşzorfali porraki şıllitorriki pulliji filletulpu lullu